(4342 S. K. m. 35) (3194 S. K. m. 11)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.9.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 6.4.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, davalı adına kayıtlı 45 parsel sayılı taşınmazın öncesinin mera olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın imar planı kapsamında yeşil alan park ve yol olarak ayrıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mera iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz Toprak Tevzii Komisyonunca 1973 yılında 311 numaralı parsel ile mera olarak belirlenmiş ise de, Konya Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün 23.12.1986 tarihli yazısına istinaden 2981/3290 Sayılı Yasanın 10/c maddesi gereğince senetsizden davalı Belediye adına tescil edilmiştir. Bunun üzerine Hazine mülkiyetin tespiti amacıyla yargı yoluna başvurmuş olup Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin Hakem sıfatıyla vermiş olduğu 1990/511 E. 1991/267 Sayılı kararı ile, Belediye sınırları içerisindeki meraların özel mülkiyete konu olamayacağından mülkiyetin Hazine'ye ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davacı Hazine kesinleşen tespit kararı uyarınca, 1987 tarih ve 72 numaralı davalı tapusunun iptali isteminde bulunmuş, Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/356 E. 1991/656 sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, anılan karar davalının temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.11.1992 tarihli kararı ile onanmış, taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulmadığından 1.3.1993 tarihinde kesinleşmiştir.
Somut olayda, davalı adına oluşan 1987 tarih ve 72 numaralı tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilmiş olup, taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış olduğu halde, 3.11.1999 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağı ile taşınmaz iptal edilen tapu kaydına istinaden davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, mülkiyetin kesinleşmiş hakem kararı ile tespitinin yapılmış olması ve bu konuda mahkeme kararı da bulunduğundan, kadastroca oluşturulan tapu kaydının iptali isteminde bulunmuştur.
Toplanan kanıtlar ile dava konusu taşınmazın öncesinin mera olduğu ve Belediye adına oluşan tapu kaydının da iptal edildiği mahkemenin de kabulündedir.
Ancak Mahkemece Belediye sınırları içerisindeki taşınmazın imar planı kapsamında yeşil alan olan, yol ve park olarak ayrıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de 4342 Sayılı Mera Kanununun 35. maddesi ile 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi değiştirilmiş ve İmar Yasasındaki mera sözcüğü çıkartılmıştır.
Buna göre davalı Belediye nizalı taşınmazın özel mülk olarak maliki olamaz. Taşınmazın rakabesi Hazine'ye ait olduğundan kullanım şeklinin imar planına göre park alanı, yeşil alan ve yol olarak ayrılması tapu kaydının o kuruma intikalini gerektirmez.
Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.7.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy