(818 S. K. m. 162, 355)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 9.8.1999 gününde verilen dilekçe ile şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.11.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan T., C. ve Z. vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, arsa malikleri ile yüklenici şirket arasında noterde düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılan ve 6 nolu parselde bulunan 9 nolu bağımsız bölümü yazılı sözleşme ile satın aldığını, edimlerini yerine getirdiğini belirterek tapunun iptali ile adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı arsa malikleri davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme olmadığını, yüklenici ile davacı arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle davacının tescil isteminin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, arsa sahibi ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat yapılması hususunda sözleşme düzenlendiğinde ve yüklenici bu sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğinde kişisel hak kazanır. Yüklenici bu kişisel hakka dayanarak arsa sahibinden inşaat sözleşmesi gereğince kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetinin adına nakledilmesini isteyebilir. Yine Borçlar Kanunun 162 ve devamı maddeleri hükmüne göre yazılı olmak koşulu ile arsa sahibinin rıza ve olurunu almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını 3. kişiye temlik edebilir. 3. kişi ise gerek sözleştiği yükleniciye ve gerekse arsa malikine karşı temellük ettiği kişisel hakkı ileri sürme olanağına sahip olduğundan kendisine bağımsız bölümün mülkiyetinin adına nakledilmesini isteyebilir.
Açıklanan kural uyarınca, yüklenicinin kişisel hak kazanabilmesi, bu hakkı Borçlar Kanununun 162 ve onu izleyen maddeleri hükmüne göre 3. kişilere temlik edebilmesi, kendisinin veya halefi olan 3. kişinin tescil isteyebilmesi için yüklenicinin tüm edimini yerine getirmesi, diğer bir deyimle inşaatın tamamını yapması ve binayı kullanmaya hazır hale getirmesi gerekir. Ancak yüklenicinin herhangi bir sebeple inşaata devam edememesi halinde yükleniciden daire alanların sözleşmeye uygun olarak inşaata devam etmelerine arsa sahipleri bazen yazılı olarak muvafakat ettikleri gibi bazen de hiç ses çıkartmayarak (zımnen) muvafakat etmiş olabilirler. Bu gibi hallerde inşaatın sözleşmeye uygun olarak yapılmış olması, %95 ve ona aşan bir seviyeye ulaşması halinde, eksiklerinin tamamının parasal değerinin arsa sahiplerine ödenmesi koşulu ile tescil yoluna gidilebilir.
Somut olayda; yüklenici ile arsa malikleri arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince arsa maliklerine bırakılan ve 1 parsel nolu taşınmaz üzerinde bulunan binalardaki inşaat seviyesinin 15.9.2000 tarihli bilirkişi raporuna göre %85 seviyesinde olduğu saptanmıştır.
Yukarıda açıklanan kurallar doğrultusunda davacının tescil isteminin kabulü için gerekli koşulların gerçekleşmediği gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 20.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy