(743 S. K. m. 661, 662, 663) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.8.2000 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.5.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar N. ve Y. Tuğrul vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1136 parselin maliki olduğunu, davalıların ise bitişik 1135 parselin sahibi bulunduklarını ve kendi taşınmazına tecavüzlü şekilde bina inşa ettiklerini, ayrıca bu yapıya evine bakacak şekilde kapı ve pencereler açtıklarını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve taşkın yapının kal'i ile birlikte yıkımın hak ve nesafet kurallarına aykırı düştüğü takdirde uğradığı zarar ve ziyanın tespiti ile davalıdan tahsilini, komşuluk hukukuna aykırı olarak yapılan kapı ve pencerelerin kapatılmasını istemiştir.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar Nazlı ve Yalçın Tuğrul vekili temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal ile birlikte çap komşusu davalılara ait binada aile gizliliğini ihlal edecek şekilde yapılan kapı ve pencerelerin de komşuluk hukukuna aykırı olması nedeniyle kapatılması istemini de içermektedir. Mahkemece, davalılara ait binadaki davacının evine bakan kapı ve pencerelerin de kapatılmasına şeklinde hüküm kurulmuş ise de, hükmün bu kısmının infaza elverişli olduğundan söz edilemez. Zira hükme dayanak yapılan 27.3.2001 tarihli kroki ile daha önce düzenlenen kroki ve raporlarda dava konusu kapı ve pencerelerin açık bir şekilde gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu haliyle bilirkişi raporları hükme yeterli değildir. Davalı binasında bulunan ve kapatılması istenen kapı ve pencerelerin davalı binasının yıkıma konu olan kesiminde mi yoksa başka bir bölümünde mi yer aldığının ve konumlarının gösterilmesi gerekir. Bu kapı ve pencerelerin davalının mülkiyet alanı içindeki bina kısmında yer alması halinde imar mevzuatına uygun olmaması yalnız başına komşuluk hukukuna aykırı bir davranış sayılmayıp, bunun yanı sıra Medeni Kanunun 661. maddesinde tanımı yapılan ve hoşgörü sınırlarını aşan bir taşkınlık teşkil ettiğinin kanıtlanması gerekir. O halde mahkemece değinilen bu hususlar dikkate alınarak bilirkişiye infaza elverişli kroki ve rapor düzenlettirilmeli, HUMK. nun 388 ve 389 maddelerinde belirtilen hususları da içerir şekilde hüküm kurulmalıdır. Bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 26.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy