(4342 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 95)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 41 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 22.9.1999 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123385 sayılı tebliğnamesi ile HUMK. nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (.... keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.
4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK. nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy