(743 S. K. m. 631)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.11.1999 ve 8.6.2000 gününde verilen dilekçeler ile satış vaadine dayalı tapu iptali tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali tescil davasının kabulüne, tazminat isteminin reddine, dair verilen 19.9.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayıl tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, tazminat isteminin konusu kalmadığından reddine karar vermiş, hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Davacı, davalıların 2.4.1990 ve 3.4.2990 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile dava konusu taşınmazdaki miras hak ve hisselerinin satışını vaad ettiklerini, bu yolda daha önce açtıkları daanın taşınmazın davalıların murisi adına kayıtlı olup iştirak halinde bulunduğu ve ifa olanağının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilerek kesinleştiğini, bu defa mirasçılardan birisini açtığı dava sonucunda taşınmazın satışı suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verildiğini, satış işlemlerine başlandığını ve bu şekilde iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştüğünü, dolayısı ile ifa olanağının doğduğunu ileri sürerek, 976 parseldeki davalılara ait payların iptali ile adına tescilini olmadığı takdirde belirtilen tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
İştirak halinde taşınmazlarda, paydaşlardan bir kısmının kendi payları için mirasçı olmayan bir kişiye yaptıkları satış vaadi sözleşmeleri alıcı için şahsi hak meydana getirdikleri cihetle geçerlidir. Sadece iştirak hali çözülerek müşterek mülkiyete dönüşmedikçe sözleşmelerin ifa kabiliyeti yoktur. Bununla güdülen amaç iştirake dahil olan malın bütünlüğünün korunmasıdır.
Medeni Kanunun 631. maddesinin 1. cümlesine göre "iştirak halinde mülkiyet, o mülkün temliki veya iştirakin zevaliyle nihayet bulur." Maddede öngörülen "iştirakin zevali", ortaklığın satış yolu ile giderilmesi davalarından sadece bu yoldaki kararın kesinleşmesi ile gerçekleşmiş olmaz. Taşınmazın bu karar uyarınca satışının da yapılmış olması gereklidir. Bir başka anlatımla, satış yolu ile ortaklığın giderilmesi kararı, iştirakli ortaklar arasındaki iştirakli mülkiyeti sona erdirmez. Satışa ve mülkiyet alıcıya geçinceye kadar iştirakli mülkiyet durumu devam eder. Ancak satışın yapılıp ihalenin kesinleşmesi ile sona erer.
Eldeki davada, dava konusu taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilerek bu karar kesinleşmiş ise de henüz satış işlemi gerçekleşmemiştir. Bunun içindir ki, burada iştirakin çözüldüğünden söz edilemez. Bunun içindir ki, mahkemece iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştüğü gerekçesi ile tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy