(818 S. K. m. 162)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.11.1997 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda, davanın kabulüne dair verilen 11.9.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı A.'in vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkeme, tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar vermiş, hükmü davalı A.'in vekili temyize getirmiştir.
Davacı vekili, davalı yüklenici şirketin işyeri inşaatı yaptığını, davacının yüklenici firma ile bir adet bağımsız bölümün inşasının bitirilerek davacıya teslimi konusunda anlaştıklarını ve bu yolda sözleşme yaptıklarını, davacının tüm edimlerini yerine getirdiğini, 8.11.1995 tarihli toplantıda 9 ve 9A numaralı dükkanların kura dışı olarak davacı tarafından alındığını, bunlardan 9 numaralı dükkanın dava dışı Y. adına alınarak ödemelerinin yapıldığını, 9A numaralı dükkanın ise davacıya tahsis edildiğini, ancak davacının 15.7.1996 tarihli harici anlaşma ile kendisine düşen dükkanı davalı A.'in vekili aracılığı ile bu davalıya devrettiğini ve bu durumu yüklenici firmaya da bildirdiğini, adı geçen davalının gerek davacıya ve gerekse yüklenici firmaya hiçbir ödeme yapmadığını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin münfesih olduğunu belirterek davalı adına haksız tescil edilen dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığını takdirde dava konusu dükkanın dava tarihindeki değerinin davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Kural olarak, yüklenici ve arsa sahibi kat karşılığı inşaat yapılması hususunda anlaştıklarında ve anlaşma koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Bu kişisel hakkına dayanarak da arsa sahibinden edimi karşılığı kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetini isteyebilir. Ya da Borçlar Kanununun 162 ve onu izleyen maddeleri hükmünce yazılı olmak koşuluyla, arsa sahibinin onayını almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını üçüncü kişiye temlik edebilir.
Eldeki davada da davalı yüklenici firma, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği inşa etmekte olduğu dükkanlardan kendisine bırakılan dava konusu bağımsız bölüm üzerindeki kişisel hakkını yukarıda açıklandığı gibi Borçlar Kanununun 162 ve devamı maddeleri gereğince yazılı bir sözleşme ile davacıya temlik etmiştir. Davacı da yüklenici firmadan temellük ettiği bu kişisel hakkı aynı şekilde yazılı olarak "15.7.1996 tarihi itibariyle bütün hak ve vecibelerimi A.'e devrettim" sözleri ile davalıya temlik etmiştir. Kişisel hakkın temliki yazılı olduğu cihetle geçerlidir. Bu temlik işleminin davalı yüklenici firmaya da bildirildiği davacının beyanı ile sabittir. Davalı şirket de buna göre tapuyu davalı A.'e vermiştir. Tapunun davacıya intikalini gerektirir geçerli bir belge de mevcut değildir. Davalı A. yükümlülüklerini yerine getirmemiş ise davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hakkını isteyebilmesi de mümkündür. Bu nedenlerle, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı A.'in vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy