(743 S. K. m. 661)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 14.5.2001 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi kal ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; müdahalenin önlenmesi ve kal talebinin reddine, alacak davasının kabulüne dair verilen 11.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Ömer ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 14.5.2001 tarihli dilekçesi ile tahsis kaydına dayanıp müdahalenin önlenmesi, kal ve müşterek sınıra kendisi tarafından inşa edilen duvarın yarı bedelinin sınır komşusu olan davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının alacak talebinin kabulüne, ancak İmar Kanununa aykırı ve olduğu illeri sürülen dava konusu ahır, samanlık, tandırlığın davalılar murisine tahsisen verilen parselin sınırları içerisinde kaldığı, İmar Kanununa aykırılığın idarece dikkate alınması gerektiği nedeni ile müdahalenin önlenmesi ve kal davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı red hükmünü temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkemenin gerekçesine göre İmar Kanununa aykırılık yönünden vaki talebin reddine dair karara karşı davacının temyiz talebi yerinde değil ise de; davacı dava dilekçesinde ayrıca Medeni Kanunun 661.maddesi gereğince komşuluk hukukuna aykırılığın önlenmesini istemiş olduğu halde Mahkemece bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Medeni Kanunun 661.maddesine göre (Bir kimse mülkünü kullanırken komşusuna zarar verecek her türlü taşkınlıktan çekinmeye mecburdur.
Hususiyle mazarat veren ve gayrimenkulün mevki ve mahiyetine ve mahalli örfe göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi geçen gürültüler ve sarsıntılar yapmak ve duman ve kurum ve rahatsızlık veren sair toz, buğu, koku çıkarmak memnudur.) Bu madde hükmü gereğince davalı parseli içerisinde kalan dava konusu ahır, tandırlık ve samanlığın kullanılmasıyla, hoşgörü ve katlanma sınırlarını aşan ve davacıya zarar veren bir durumun meydana gelip gelmediğinin keşfen uzman bilirkişi aracılığı ile incelenip araştırılması, neticesine göre taşkınlığın önlenmesi için hangi tedbirlerin alınması gerektiği kararda açıklanarak davanın çözümlenmesi gerektiği düşünülmeden noksan soruşturma sonucu verilen red hükmünün açıklanan nedenlerle, bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy