(743 S. K. m. 634) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (1512 S. K. m. 89)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.10.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.1.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1986 yılında haricen satın aldığı dava konusu 12725 parsel sayılı taşınmazı, o tarihten beri kullandığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satın alma ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakimin görevidir. Dayanılan maddi vakıalar karşı tarafın oluru veya ıslah yolu ile değiştirilmedikçe hakim, tarafların ( davanın ) dilekçelerinde belirtmiş oldukları olaylar ile bağlıdır.
Kural olarak Medeni Kanun 634. ( yeni MK.nun 706/1 ) Borçlar Kanunun 213 ve Noterlik Kanununun 89. maddesi uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmenin geçerli olması, bunların resmi şekilde düzenlenmiş olmasına bağlıdır. Tapulu taşınmazın satışını amaçlayan sözleşme haricen düzenlenmiş ise, bu satış sözleşmesi ancak o taşınmazın zilyetliğinin devrini sağlamaya yeterli olup, resmi şekil şartlarına uygun olmadığından mülkiyetin devri sonucunu doğurmaz.
Somut olayda, dava konusu 12725 parsel sayılı taşınmaz 775 sayılı yasa uyarınca yapılan tahsise istinaden 13.10.1981 tarihinde davalı Fethiye ...... adına tescil edilmiştir.
Davacı, anılan taşınmazı 18.6.1986 tarihinde haricen düzenlenen sözleşme ile aldığını ve halen de kullanımında olduğunu ileri sürerek iş bu haricen satın almaya ve zilyetlik hukuki sebebine dayanarak adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen 18.6.1986 tarihli sözleşme ile dava konusu taşınmazın davacıya satılarak teslim edildiği, davacının 12 yıldan beri kullanımında olan taşınmaz nedeniyle davalının herhangi bir şekilde karşı koymasının bulunmadığı, bu nedenle temlik iradesinin gerçekleştiği gibi, 775 sayılı yasanın 34.maddesi ile getirilen 10 yıllık devir yasağının da sona ermiş olması sebebiyle tescile engel bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dayanılan harici satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihte satışa konu taşınmazın tapulu olup, davacı resmi şekil şartlarını taşıyan bir sözleşme ile taşınmazın kendisine devredildiğini kanıtlayamamıştır.
Mahkemenin hükmüne gerekçe yaptığı 775 Sayılı Yasanın 34/1. maddesindeki 10 yıllık sürenin geçmiş olması hali, harici satışlara geçerlilik kazandırılması amacı ile konulmuş bir süre olmayıp, maddede belirtilen süre içinde yapılan resmi temliklerin dahi geçersiz sayılacağını vurgulamak için konulmuştur.
Bu nedenle, 10 yıllık temlik yasağının dolduğundan bahisle harici satış sözleşmesinin hukuken geçerli hale geldiği ve tescile engel olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle mahkemece davacının dilekçesinde belirtilmiş olduğu maddi vakıalar yorumlanarak hukuki nitelendirmenin buna göre yapılması ve davacının Medeni Kanunun 650. maddesine dayalı isteğinin de HUMK.nun 83 ve devamı maddelerine uygun olarak yapılmış bir ıslah ile yargı önüne getirilmemiş olması nedeniyle şimdilik değerlendirmeye tabi tutulamayacağı da göz önünde bulundurulmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 6.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy