(743 S. K. m. 618) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı, Hazine adına kayıtlı 3968 parsel sayılı taşınmazda lehine 49 yıllığına irtifak hakkı tesis edildiğini, 3968 parsel sayılı taşınmaz üzerinde de davalının irtifak hakkı sahibi olduğunu, ancak; davalının bu irtifak hakkını aşkın kullanıp, kendi kullanımına terk edilen yere duvar çekerek elattığını ileri sürerek, bu elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.Davalı şirket tecviz hatası olduğunu, kendilerine teslim edilen yere koşullara uygun bina ve duvar yaptıklarını savunmuştur.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmü, davalı temyiz etmiştir.Gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kişisel hakka dayalı elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
İrtifak hakkı sahibi bu hakkına elatılması halinde bunun önlenmesini ve varsa zararının giderilmesini isteyebilir.
Somut olayda da, taraflar yararına kurulan irtifak hakkına konu taşınmazlar, Hazine tarafından hak sahiplerine teslim edilmiş ve kullanılmaktadır. Ancak; davalı tarafın bu hakkını kullanırken, davacı taşınmazına geçerek duvar ördüğü bilirkişi incelemesi sonucu saptanmıştır. Taşınmazların çap örnekleri uygulanarak yapılan bu saptama karşısında, elatmanın önlenmesi ve kal isteğinin kabulüne karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.
Ecrimisil isteği yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince:
Uygulamada haksız işgal tazminatı olarak adlandırılan ecrimisile hükmedebilmek için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar, işgal eyleminde bulunan kişinin kötü niyetli olması ve bu işgal sonucu hak sahibinin zarara uğramasıdır.
Somut olayda, davalının davacıya tahsis edilen taşınmaza elatması sabittir. Davalı irtifak hakkı kurulduktan sonra, kendilerine teslim edilen yeri kullandıklarını savunmaktadır. Her iki hak sahibine de irtifak hakkının kurulmasından sonra yerlerin fiilen teslim edildiği de ileri sürülmektedir. Bu durumda davalının kötü niyetli olup olmadığının saptanması için fiilen teslim tutanakları ve teslimi gösteren krokiler merciinden getirtilerek zeminde uygulanmalı, bu uygulamaya göre davalının objektif özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği saptanmalıdır. Mevcut çap ve planlara göre davalının aşkın kullanımının varlığı saptanmışsa da, bu kullanımın idarenin hatalı tesliminden kaynaklanması halinde, kötü niyetten söz edilemeyeceği için davacı yararına ecrimisile hükmetme olanağı yoktur. Mahkemece açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan ecrimisile ilişkin hüküm kurulmuştur. Bu yön doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle ecrimisil bakımından bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ecrimisilin hangi ölçütler esas alınarak hesaplandığı gösterilmemiş, soyut rakamsal değerler esas alınmıştır. Mahkemenin denetlenemeyen gerekçesiz bilirkişi raporuna göre karar vermesi de ayrıca doğru görülmemiştir;
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 31.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy