(4721 S. K. m. 717) (743 S. K. m. 643) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.11.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 30 yıl önce dava dışında olan kardeşleri Musa ve Abdurrahman ile birlikte 419 parseli satın aldıklarını ve aldığı tarihten beri taşınmazı kullandığını, ancak mahalli örf ve adet gereği tapunun büyük ağabey davalı Ömer Ç. adına yapıldığını, tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı ise taşınmazı kendi parası ile satın aldığını ve kullandığını, davacı ile hiçbir ilgisi olmadığını savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı temyize getirmiştir.
Dava; inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemidir. İnançlı bir işlemde, inanç gösterilen kişi inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girer. Ancak, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla yerine getirilmesi istenebilir. 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına, göre inanç sözleşmelerinin varlığının yazılı bir belge ile ispatlanması gerektir. İşte bu yazılı delilin düzenlenmesinde, tarafların getirecekleri imzalı belgeler ya da en azından olayın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber bunun vukuuna delalet edebilecek bir yazılı delil başlangıcı olmalıdır. Böyle bir belgenin ibrazı halinde tanık dinlenebilir. Aksi halde tanık dinletilemez ve tanık beyanına değer verilmez.
Somut olayda; davacı iddiasını destekleyecek yazılı bir belge ibraz etmemiş, iddiasını ispat için tanık dinletmiştir. Bu deliller davayı ispata yeterli değildir. Ancak davacı dava dilekçesinde her türlü delile dayandığına göre, davacıya yemin verme hakkı hatırlatılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekir iken, eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine 4.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy