(634 S. K. m. 2, 3)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.9.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 6.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve kat irtifakı kurulmak suretiyle dava konusu taşınmazın adına tescili ile tazminat isteminde bulunmuştur,
Yapsatçı olan davalı kooperatif vekili, sözleşmeye uygun olarak edimlerini yapmakta olduklarını, davacının kendilerini temerrüde düşürmediği gibi ödemelerini düzenli yapmadığını, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; eksik imalatlarla ilgili davanın atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, on aylık kira bedeli 3.750.000.000.TL nin 1.1.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin ve depoların kat irtifakı kurularak davacılar adına hisseleri oranında tescile karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
1-Satış vaadi sözleşmesi, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre dükkanların bulunduğu binanın dava konusu 1467 ada 6 parsel sayılı taşınmazda bulunduğu anlaşıldığı halde 1467 ada 6 parsel yerine yine davalı adına kayıtlı 1401 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru olmadığı gibi,
2-21.4.1978 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, satış vaadi sözleşmesine konu dairelerin paylarının belirlenmesinin mümkün bulunması Kat Mülkiyeti Kanunun 2 ve 3. maddelerine göre taşınmazda kat irtifakı yahut kat mülkiyeti kurulmasının şart olmadığı, buna göre bağımsız bölüme düşen arsa payı oranının satış vaadi sözleşmesinde belirlenmemiş olmasının sözleşmesinin geçerliliğine engel olmayacağı, çünkü Kat Mülkiyeti Kanunun 3. maddesi 2. bendi gereğince arsa payı, kat mülkiyetine konu olan bütün ana yapının değerinin, satın alınan bağımsız bölümün değerine olan oranı ile belirleneceğinden, satış vaadi sözleşmesinde bağımsız bölüm payı belirlenmemiş olsa dahi bunun belirlenme imkanının bulunduğu, buna göre raporla belirlenen arsa paylarına bağımsız bölümlerin bağlantısı da karar yerinde yazılarak, bu bağımsız bölümlerin arsa paylarının davacılar adına payları oranında tescillerine karar vermek gerekir iken kat irtifakı kurularak tescile karar verilmesi keza doğru görülmemiştir.
3-Yine satış bedelinin davacılar tarafından düzenli ödenmediği ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmedikleri davalı tarafça savunulduğuna ve satış vaadi sözleşmelerinde satış bedelinin peşin ödendiğine dair bir açıklama bulunmamasına ve ödemelerin taksitlendirilmiş olmasına göre davacıların satış bedelinin ödenmesi konusundaki edimlerini yerine getirip getirmediklerinin araştırılmaması,
4-Ayrıca dava konusu dairelerin 31.12.2000 tarihinde teslim edileceği taahhüt edildiği ve bu tarih ile dava tarihi olan 10.9.2001 günü arasında on aydan daha az bir süre bulunmasına rağmen on aylık kira bedeline hükmedilmesine ve her ayın kirasının muaccel olduğu ilgili aydan ayrı ayrı faiz başlatmak yerine, tamamı için 1.1.2001 gününden faiz yürütülmesi de keza doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy