(743 S. K. m. 671) (4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.8.2000 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda, davanın kabulüne dair verilen 20.11.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacılar maliki oldukları Ahmetler Köyü 25 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının olmadığını, evveliyatında kendi yerleri ile bir bütün olan ve ifraz sonucu davalılar adına tescil edilen 27 numaralı parselden lehlerine geçit hakkı tesis edilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar temyize getirmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanunun 671. maddesine göre;
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan (geçit yoksunluğu - mutlak geçit zarureti) ya da yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan (geçit yetersizliği - nispi geçit ihtiyacı) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle evvelki mülkiyet ve yol durumuna göre, en uygun taşınmaz malikine karşı, böyle bir uygunluk yoksa davanın taşınmazdan geçi verilmesinden en az zarar görecek kişiye karşı yönetilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Mahkemece, geçit yeri saptanırken tarafların yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkeside davanın bir diğer belirleyici unsurdur. Bir irtifak hakkı niteliği arz etmekle birlikte geçit isteminin dayanağı komşuluk ilişkileridir.
Bu nedenle de, geçit ihtiyacı saptanırken ve yol belirlenirken, davacının subjektif koşullarına ve kişisel arzularına göre değil, objektif esaslar nazara alınarak karar vermek gerekir. Bu taşınmaz mülkiyetinin sanırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin de bir gereğidir.
Geçit yeri olarak belirlenen kısmın değeri de objektif kriterlere ve taşınmazın niteliğine göre atanacak uzman bilirkişiler aracığı ile tespit edilmelidir. Belirlenen bu değer, hükümden önce depo ettirilmelidir. Ülkemizdeki yüksek enflasyon nedeniyle hükümden sonra bedelin ödenmesine olanak sağlamak geçit hakkı sahibinin yıllar sonra bu bedeli ödemesi sonucunu doğurabilir ki; bu da geçit hakkı kurulması nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikleri aleyhine bir durum yaratır.
Davacılara ait taşınmazın yola bağlantısı yoktur. Mahkeme, davalı 27 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan zeminde yol olarak kullanılan ancak paftada gösterilmeyen yola davalı taşınmazını ikiye ayıracak şekilde saptanan geçidin uygun olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Medeni Kanunun 671. madde de amaçlanan genel yola bağlantının kesintisiz bir şekilde sağlanmasıdır. Hukuki ve geometrik durumlar paftaya ve çapa bağlanmak suretiyle belirlenmiş yerlerde bu saptanmaya değer vermek gerekir. Evvelce genel yol olmasına rağmen kadastroca paftada gösterilmemiş ve çaplara intikal etmemiş yollara (bu husus düzeltilmedikçe) bu nitelik tanınamaz. Bu nedenle, mevcut paftada yol olarak gösterilmeyen, ancak kadastro çalışmalarında ölçü krokisinde yol olarak işaretlenen ve zeminde de bu şekilde kullanılan kısma mahkemece bağlantı yapılması doğru görülmemiştir. Davacı taşınmazının batısında bulunan ve paftada yol olarak gösterilen kıma davacı taşınmazının bağlantısının sağlanabilmesi için; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tarafların yararları gözetilerek davacı taşınmazı lehine komşu taşınmazlardan geçit olarak tesis edilebilecek seçenekler bu taşınmazların nitelikleri ve kullanım şekilleri dikkate alınarak ekonomik ve kullanım bütünlükleri bozulmayacak şekilde tespit edilmeli, bu alternatiflerin herbirinin taraflara yükleyeceği külfet ayrıntılı olarak uzman bilirkişilerden alınacak raporlarla belirlenmeli ve karşılaştırma yapılarak içlerinden madde amacına en uygun olanı saptanmalıdır. Bu hususlara uyulmadan eksik inceleme sonucu davalı taşınmazının kullanım bütünlüğünü bozacak şekilde ve paftada gösterilmeyen yola bağlantı yapılması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, tespit edilen geçit bedelinin mahkemece belirlenecek bir tevdi mahalline depo edilmesine karar verilmemesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün (BOZULMASINA), 8.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy