(4721 S. K. m. 724, 725) (743 S. K. m. 650, 651)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.5.2000 gününde verilen dilekçe ile men-i müdahale ve kal karşı dava ile Medeni Kanunun 650. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulü ile irtifak hakkı tesisine dair verilen 25.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalılardan Halil İbrahim Ö. vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava Medeni Kanunun 650. maddesi gereğince temliken tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Sadık, davalılardan Halil İbrahim'in 647 parsel sayılı taşınmazının bilirkişi rapor ve krokilerinde yeşil renkle gösterilen 564.76 metrekare kesiminde "ahır" inşa ettiğini ve kırmızı renkle gösterilen 359.67 metrekare kesimindeki ağaçları kestiğini ileri sürerek Halil İbrahim ile birlikte Batıdaki 1144 sayılı parselin maliki Tahsin Aydoğmuş ile 1152 sayılı parselin malikleri olan şahısları da dava ederek men-i müdahale ve kal talebinde bulunmuştur. Davalılardan Halil İbrahim, davacının taşınmazına "ahır" yaparak tecavüzde bulunduğunu ancak bunu iyiniyetle yaptığını savunmuş; mahkemece, Halil İbrahim dışındaki davalıların tecavüzleri kanıtlanamadığı gerekçesiyle haklarındaki davaların reddine karar verilmiştir.
Karşı davada ise 1152 sayılı parselde zilyet olduğu anlaşılan davalı ( karşı davacı ) Halil İbrahim, davacının taşınmazında iyiniyetle zilyet olduğunu ve bina inşa ettiğini, bina değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürerek Medeni Kanunun 650. maddesi gereğince muhik tazminat karşılığında temliken tecil istemiştir. Mahkemece, davalı ( karşı davacı ) Halil İbrahim'in iyiniyetli olduğu kabul edilmiş ancak davacı taşınmazının temliken tescile konu edilen kısmının ifrazının mümkün olup olmadığının saptanamadığı gerekçesiyle "ahır" olarak kullanılan bina için irtifak hakkı tesisine karar verilmiş taraf vekilleri hükmü temyiz etmişlerdir.
Dosya kapsamına toplanan delillere göre; davalı "karış davacı" vekilinin tüm temyiz itirazları, davacı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; davalı ( karşı davacı ) Halil İbrahim, dava dilekçesinde davacı adına tapuda kayıtlı 647 parsel sayılı taşınmazın temliken tescil davasına konu 924.43 metrekare kesiminde zilyet olduğunu ve 1995 yılında iyiniyetle "ahır" yaptığını belirtmiştir. Davalı ( karşı davacı ) Halil İbrahim'in davacının tapulu taşınmazında zilyetlik iddiasında bulunması ve davacı taşınmazı çapa bağlandıktan sonra tecavüzde bulunarak bina yapmış olması karşısında iyiniyetinden söz etmek mümkün değildir. Öte yandan "ahır" Medeni Kanunun 651 maddesi anlamında "bina" vasfında olmadığından olayda subjektif koşul gerçekleşmemiştir. Mahkemece, belirtilen nedenlerle davacının davalı Halil İbrahim aleyhine açtığı men-i müdahale ve kal talebinin reddine, davalı ( karşı davacı ) Halil İbrahim tarafından açılan temliken tescil talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 25.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy