(3091 S. K. m. 1) (743 S. K. m. 618) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.11.2000 gününde verilen dilekçe ile yola elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 8.6.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, hudutlarını belirttiği kadim köy yoluna davalının elatmasının önlenmesini istemiştir.
Davalı, yolu kapatmasının söz konusu olmadığını, nizalı yolun köy yolu değil, kendi taşınmazındaki özel yolu olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, nizalı yerin kadim yol olmadığı, davalının babası tarafından 30-35 yıl önce açıldığı ve davalının taşınmazı içerisinde kaldığı, köy halkının buradan geçişinin rıza ve hatıra binaen gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Nizalı yerden geçişi davalının engellemesi nedeniyle davacı şikayetçi olmuş, yapılan soruşturma sonucu 3091 sayılı Kanun hükümlerine göre davalının bu yerden menine karar verilmiştir. Bu karar üzerine Hakkı Davar, Halit Azman aleyhine elatmanın önlenmesi davası açmış ise de; bu davasından vazgeçmiştir.
22.5.2001 tarihli teknik bilirkişi Alpaslan Dayıoğlu tarafından düzenlenen krokili raporda yeşil boyalı olarak gösterilen yerin kadim yol olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Sorun mavi boyalı kısmın kadim yol olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir. Dosya kapsamına, gerek idari soruşturma sırasında ve gerekse keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların birbirini tamamlayan beyanlarına göre, nizalı yerin davalının babası tarafından 30-35 yıl önce bu yerde ve çevrede taşınmazları bulunan köy halkının geliş geçişini sağlamak amacı ile açıldığı ve o zamandan beri de köy halkınca yol olarak kullanıldığı hususu tartışmasızdır. Bu durum mahkemenin de kabulündedir. Nizalı yerin bu şekilde yol olarak kullanılması suretiyle fiili bir durumun yaratıldığı ve kullanım süresi itibariyle de artık kamunun kullanımına açık bir yol haline geldiği anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, kullanan kişiler yönünden bu geliş-gidiş bir irtifak zilyetliği niteliğini kazanmıştır. O halde bu yerden geçit hakkı gibi yararlanma hakları bulunan kişilerin bu haktan yoksun bırakıldıkları anlaşıldığına göre, elatmanın önlenmesi davası açmakta hukuki yararlarının bulunduğu da şüphesizdir ve böyle bir davanın dinlenme olasılığı da vardır. Nizalı yerin kadim yol niteliğinde olmaması bu durumu etkilemez.
Açıklanan şu duruma göre, davalının bu yerden geliş geçişi engellediği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, aksine bazı görüş ve düşüncelerle red kararı verilmesi isabetli bulunmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 03.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy