(4721 S. K. m. 706, 716) (818 S. K. m. 148, 213)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 17.8.2000 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı temyize getirmiştir.
Her ne kadar; kararın davalıya 14.2.2001 tarihinde tebliğ edildiği ve süresinde temyiz edilmediğinden hükmün 2.3.2001 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; kararın davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Şöyle ki; Tebligat Kanunun 20-21 ve tüzüğün 28 nci maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebine bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tutanağa yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir. Davalıya çıkarılan tebligatta davalının ne sebeple adreste bulunmadığı tevsik edilmemiştir. Bu durumda, kararın davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğinin kabulü mümkün olmadığından, öğrenme tarihinden itibaren temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekmiştir.
Dosya içinde bulunan davacının dayanak 8.5.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesine göre, davalı Süleyman C.'ın daha önce davacı Sadık'tan Üçmilyar lira borç aldığı, satış vaadi nedeniyle kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı ve 3.8.2000 tarihine kadar ödünç aldığı parayı ödemesi halinde satışın geçersiz olacağı kararlaştırılmıştır. Hal böyle olunca; satış vaadi sözleşmesinin alacağın teminatı olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir. Davacı, alacağın teminatı olarak düzenlenen bu sözleşmeye dayanarak mülkiyetin kendisine naklini isteyemez. Ancak, sözleşmedeki miktar bakımından satıcıya borç doğurur. Mahkemece, bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy