(3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 31.8.1999 gününde verilen dilekçe ile istihkak ve satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.7.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, haczin kaldırılması ve dava konusu taşınmazın hacizden arındırılmış olarak davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Davalı şirket taşınmazdaki 1378/2400 müşterek payını aynı taşınmazda hissedar olan davacıya 01.03.1999 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vaat etmiş, tapu kaydına 5.3.1999 tarihinde satış vaadi şerhi verilmiştir. Davalı şirketin 1994-1999 yıllarına ait birikmiş 291 Milyar lira vergi borcu bulunduğundan icra takibi sonucunda dava konusu taşınmazdaki davalı şirket hissesine diğer davalı Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğünce 21.7.1999 tarihinde haciz konulmuştur. Davacı, davalı şirketi ve Vergi Dairesi Müdürlüğünü hasım göstererek, İstihkak iddiası mahiyetindeki bu davayı açarak davalı şirketin payı üzerindeki Vergi Dairesi haczi kaldırılmak suretiyle adına tescilini istemiş; davanın kabulüne ilişkin karar davalı Vergi Dairesi Müdürlüğünce temyiz edilmiştir.
Sarıyer Belediye Başkanlığı İmar Planlama Müdürlüğünün dosya içerisindeki 5.4.2001 tarih ve 826 Sayılı Yazısında dava konusu yerin mevzi imar planında ağaçlandırma sahasında kaldığı, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 28.3.2000 tarih, 2000/255-161, 2000/238-164, 2000/237-162 ve 2000/251-158 sayılı kararları ile dava konusu parseli de kapsayan bölgede yapılan 3194 Sayılı İmar Yasasının 18. madde uygulamasının iptal edildiği bildirilmiştir.
Söz konusu parseldeki satış vaadine konu 1378/2400 hissenin davalı şirket adına imar uygulaması sonucu tescil edildiği anlaşıldığından İstanbul 2. İdare Mahkemesinin iptal kararının kesinleşmesi halinde taşınmazdaki davalı şirketin payı belirsiz hale geleceğinden satış vaadi sözleşmesinde yazılı hisse üzerinden devri mümkün değildir. Bu nedenle; öncelikle İdare Mahkemesinin iptal kararının kesinleşmesi beklenerek taşınmazdaki davalı şirketin hissesi belirgin hale geldikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 16.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy