(743 S. K. m. 671) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 5.12.2000 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.3.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İsmail Hakkı Ç. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, yola bağlantısı bulunmayan 311 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait taşınmazlardan geçit tesis edilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar davanın reddine savunmuşlar, bir kısmı ise yargılamaya katılmamışlardır.
Mahkemece, davacı parseli lehine 17 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit tesisine karar vermiş, aleyhine hüküm kurulan taşınmaz maliki hükmü temyize getirmiştir.
Dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 671. maddesinin amacı, yola bağlantısı olmayan taşınmaz malikinin genel yola kesintisiz bir şekilde çıkışının, taraf taşınmazlarının özellikleri ve tarafların menfaatleri gözetilerek bir tarım aracının geçebileceği 2,5-3 metre genişlikte yol ile sağlanmasıdır. Bu tür davalarda geçit hakkı tesis edilirken, taraf taşınmazlarının yarar ve zarar dengeleri gözetilerek en uygun olanının saptanması gerekir.
Somut olayda, mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda en uygun seçeneğin 17 parsel sayılı taşınmazdan 6 metre genişliğinde 5 metre uzunluğunda verilecek kısım olduğu belirtilmiş, mahkemede bu rapor doğrultusunda karar vermiştir. Taraf taşınmazları tapuda bağ olarak kayıtlıdır. Tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazlarda bir tarım aracının geçebileceği 2,5-3 metre genişlikte kurulacak geçidin ihtiyacı karşılamaya yeterli olduğu dikkate alınmaksızın ve gerekçesi açıklanmaksızın 6 metre genişlikte yol verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı taşınmazı lehine davalı taşınmazından geçit olarak belirlenen kısmın bedelinin herhangi bir tevdi mahalline depo edilmediği anlaşılmaktadır. Geçit bedelinin yatırılmasındaki süre konusunda kararda belirsizlik bulunması halinde; ekonomik koşullar ve enflasyon nazara alındığında bu durum geçit hakkıyla yükümlenecek taşınmaz malikleri aleyhine sonuç doğuracağından, geçit bedelinin mahkeme veznesine veya herhangi bir tevdi mahalline yatırılması ve kararın kesinleşmesiyle taşınmaz maliklerinin bu bedeli alabilecekleri yolunda HUMK.nun 388. maddesine uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken bu hususa da uyulmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peyin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy