(818 S. K. m. 158)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.5.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 28.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi uyarınca, yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerden çekişmeli olanının, yükleniciden haricen satın alımına dayalı tescil ve tazminat istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; tescil isteminin kabulüne, tazminat isteminin de kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıda açıklanan hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı ve yüklenici, dava konusu bağımsız bölümün satışı için aralarında 5.2.1995 ve 12.2.1998 tarihli harici satış sözleşmeleri düzenlemişlerdir. 5.2.1995 tarihli sözleşmenin 2. maddesine göre, yüklenici, sözleşmede yazılı süre içersinde daireyi teslim edemediği takdirde o yılın rayici olan kira bedelinin iki katını alıcıya ödeyecektir. Burada kararlaştırılan tazminat, kira bedeline ilişkin olmayıp cezai şart niteliğindedir. Borçlar Kanunun 158. ve devamı maddelerinde düzenlenen cezai şart, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun belirli bir miktar para ödeme taahhüdüdür. Alacaklı, sözleşme gereği yerine getirilmediği takdirde ya edimin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini ister. Burada teminat ve ceza amacı söz konusudur. Somut olayda, taraflar arasında öngörülen cezai şart, sözleşmenin yerine getirilmesini temine yöneliktir. Verilen tescil kararı ile sözleşmenin yerine getirilmesi sağlandığına göre, ayrıca 2.951.780.822 TL cezai şarta da hükmedilmesi doğru değildir. Bu yön gözetilmeden, tescil ile birlikte cezai şarta da hükmedilmesi yerinde görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy