(766 S. K. m. 37) (3402 S. K. m. 46) (743 S. K. m. 655) (766 S. K. m. 31) (3402 S. K. m. 12) (Tapu Sicili Tüzüğü m. 60)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.11.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında zilyetlik şerhinin terkini istenmesi Galip ve Tahsin Özkale tarafından da 30.3.2001 tarihli dilekçe ile temliken tescil üzerine yapılan duruşma sonunda; kayıt terkini isteminin kabulüne, temliken tescil isteminin reddine dair verilen 12.2.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (davacı) Tahsin Özkale tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 766 Sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca zilyetlik şerhi bulunduğunu, 3402 Sayılı Yasanın 46. maddesine göre şerh nedeniyle, hak sahibi olanlara tescil davası açma olanağı tanındığını, ancak; davalıların yasanın tanıdığı süre içinde davalarını açmadıklarını ileri sürerek şerhin terkinini istemiştir.
Yargılamaya katılan davalılar, dava konusu taşınmazın kadastro mahkemesinde davalı olması nedeniyle, yasal süresi içinde dava haklarını kullanamadıklarını savunmuşlar, ayrıca, açtıkları ve eldeki dava ile birleştirilen davada da taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarını iyi niyetle dikip yetiştirdiklerini belirterek temliken tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, yasal süresi içinde şerh nedeniyle tescil isteğinde bulunulmadığı ve zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle şerhin terkinine, temliken tescil isteğinin de reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı (birleştirilen davanın davacısı) temyiz etmiştir.
İlk dava, 766 sayılı Yasa uyarınca beyanlar hanesine konulan şerhin terkini, birleştirilen dava ise açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun'un 655. maddesi uyarınca temliken tescil isteğine ilişkindir.
1- Temliken tescil davasında, davacı tapulama öncesi nedene dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın tutanağı, tapulama mahkemesinde görülen tespite itiraz davası sonucu verilen karara karşı karar düzeltme isteminin reddedildiği 15.2.1991 tarihinde kesinleşmiş, dava 766 sayılı Yasanın 31/2 ve 3402 sayılı 12/3 maddelerinde gösterilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 30.3.2001 tarihinde açılmıştır. Mahkemenin hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davayı reddetmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.
2- 766 sayılı Tapulama Kanununun 37. maddesi, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümlerine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup kamu hizmetlerine tahsis olunmayan taşlık ve delicelik araziden 27.3.1950 tarihinden önce masraf ve emek sarfı ile bağ, bahçe, meyvelik zeytinlik veya tarla haline getirilmek suretiyle ihya edilmiş gayrimenkuller, Hazine adına tespit ve tescil olunur. İhya edenlerle kanuni ve akdi halefleri tutanakta ve tapunun beyanlar hanesinde gösterilir... hükmünü içermektedir.
Tapu Sicil Tüzüğü 60 vd. maddelerinde de tapu kaydının beyanlar hanesine hangi hususların işaret edileceği gösterilmiştir. Anılan maddelere göre, teferruat, kanunen tesis edilen daimi geçit hakkı, Medeni Kanuna göre artık tesisi mümkün olmayan ayni haklar (Tatbikat Kanunu 39. maddesi), kamu hukukundan kaynaklanan mülkiyet kayıtlamaları, inşaatta işe başlama tarihine ilişkin beyan, eşyaya bağlı ayni haklar, Kat Mülkiyeti Kanunu ve Kadastro Kanununda öngörülen haller beyanlar hanesinde gösterilebilecektir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz tapulama tarihine kadar zilyetlikten tescil koşulları oluşmadığından Hazine adına tespit edilmiş, ancak; 1950 yılından önce ihya edilmesi nedeniyle zilyedi Tapulama Kanununun 37. maddesi uyarınca beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Daha sonra Tapulama Mahkemesinde görülen tespite itiraz davası sonucunda taşınmazın Hazine adına tesciline, kayda anılan 37. madde uyarınca da şerh konulmasına karar verilmiştir. Şimdi, Hazine tespitten sonra yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın 46. maddesinde gösterilen yasal süre içinde tescil davası açılmadığı için şerhin terkinin istemektedir. Davalıların, yasal süresi içinde dava açmamaları halinde zilyedlik şerhinin terkin edileceğine ilişkin bir düzenleme Kadastro Kanununda yer almamıştır. Dava açmamakla sadece bu hakları ortadan kalkmıştır, yasal prosedüre uygun şerhin terkinin gerektirir yasal bir neden de bulunmamaktadır. Mahkemece açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 03.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy