(1086 S. K. m. 429)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.10.1996 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.11.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Yaşar Ö., 14.10.1996 tarihinde, 2510 parsel sayılı taşınmaz hakkında yapılan inşaat sözleşmesine göre yükleniciye bırakılan 1.bodrum kat güney taraftaki bağımsız bölümü yükleniciden satın aldığını belirterek ve yüklenici ile arsa malikine husumet yönelterek tapunun iptali ve adına tescil istemi ile dava açmıştır.
Yerel mahkeme 12.11.1997 tarih 1996/1127 esas 1997/921 sayılı kararla; davacı ile arsa maliki arasında bir sözleşme olmadığından ve davalı Mikdat'ın ise dava konusu taşınmazda hissesi bulunmadığından söz ederek subuta ermeyen davanın reddine karar vermiş, davacı tarafından temyiz edilen bu karar Dairemizin 15.6.1998 tarih 1998/3762-4925 sayılı ilamı ile, ilamda işaret edilen nedenlerden ötürü eksik inceleme gerekçesi ile bozulmuş ve dosya yerel mahkemeye gönderilmiştir.
Yerel mahkeme bozularak dönen ve davacısı Yaşar Ö. olan dava dosyasındaki bozma ilamını taraflara tebliğ etmiş, karar düzeltme süresini bekledikten sonra 25.12.1998 tarihinde 1998/1412 sayılı esasa kaydını yapmış, ancak davacı olarak dosya ile bir ilgisi olmayan Kuddusi B.'i göstererek tensip zaptı düzenlemiş ve duruşma gününü bu şahsa tebliğ etmiş ve bundan sonraki yargılamaya Kuddusi B.'in açtığı davanın tarafları arasında devam ederek aynı kişiler hakkında karar vermiştir. Bozmadan sonra davacı olarak gösterilen Kuddusi B. 2510 parsel sayılı taşınmazda yükleniciden daire satın aldığından yüklenici ve arsa maliki aleyhine dava açmış, 1996/1126-1997/920 esas ve karar numarasıyla hükme bağlanan bu dosyanın da temyizi sonucu Dairemizce mahkeme kararının 15.6.1998 tarih ve 1998/3970-4923 sayılı ilamı ile bozulduğu ve yerel mahkemeye gönderilmiş olduğu dosya içindeki bozma ilamından ve diğer belgelerden anlaşılmaktadır.
H.U.M.K.nun 429.maddesine göre, hükmün bozulması üzerine yerel mahkemeye gönderilen dosyada bozma kararının taraflara tebliğ edileceği, eğer dava karar düzeltmeye tabi ise bu sürenin bekleneceği, tarafların karar düzeltme yoluna başvurmamaları veya sürenin geçmesi sonunda dosyanın esasa kaydının yapılarak taraflara duruşma gününün tebliğ edilerek yargılamaya devam olunacağı belirtilmiştir. Yerel mahkemece bozma kararının tebliğinden sonra yeniden esasa kaydedilen dosya, başka bir şahsın açtığı aynı nitelikteki dosya ile karıştırılarak bu dosyanın tarafları arasında yargılamaya devamla hüküm verilmiştir. Bu durum usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz talebinin kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy