(4721 S. K. m. 6) (818 S. K. m. 213)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.10.1998 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca, incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava; satış vaadi sözleşmesine dayalı cebri tescil isteğine ilişkindir.
Davalı,satış vaadi sözleşmesinin karz akdinin teminatı olarak düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme; muvazaa savunmasının yazılı olarak kanıtlanamadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiş, hükmü; davalı vekili temyize etmiştir.
Tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 5032 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 3 bağımsız bölüm numaralı dairenin 19.8.1994 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalı tarafından davacıya satışı vaad edilmiştir. Davaya dayanak teşkil eden bu sözleşme dışında davalıya ait başka taşınmazlar için de taraflar arasında evvelce bazı hukuki işlemlerin söz konusu olduğu dosya içerisindeki kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu kayıt ve belgelere göre davalıya ait 4 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 10 bağımsız bölüm numaralı dairesi 4.10.1991 de tapudan davalı Ali K. tarafından davacı Ahmet K.'a satılmış, on gün sonra 14.10.1991'de de tapudan geri alınmıştır. Bilahare 8.7.1992 tarihli sözleşme ile aynı taşınmazın Ali K. tarafından Ahmet K.'a satışı vaat edilmiş, bahse konu satış vaadi sözleşmesi 9.7.1992 tarihinde tapuya şerh edilmiş ve şerhten yaklaşık üç ay sonra 16.10.1992 tarihinde şerh terkin edilmiştir. Yine davalıya ait 5032 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 4 bağımsız bölüm numaralı dairenin 2.4.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satışının vaat edildiği, sözleşmenin aynı tarihte tapuya şerh edildiği ve bilahare 26.8.1993 tarihinde alıcının feragati ile şerhin terkin edildiği görülmektedir.
Davalıya ait farklı taşınmazlar için değişik tarihlerde tapudan satış veya noterden satış vaadi sözleşmesi biçiminde gerçekleştirilen bu işlemlerin tapudan tekrar davalıya satış veya şerh terkini suretiyle sonuçlandırılmış olması hayatın olağan akışı ve halin icabına göre bunlar arasında gerçekte bir ödünç para sözleşmesi bulunduğunu, tapuda ve noterde gerçekleştirilen işlemlerin bu ödünç sözleşmesini güvenceye bağlamak için yapıldığını fiili bir karine olarak göstermekte ve bu yön davalı tanıklarınca da doğrulanmaktadır. Artık böyle bir karinenin varlığı durumunda dayanılan sözleşmenin güvence olarak düzenlenmediğini,tarafların iradelerine uygun gerçek bir satış vaadi sözleşmesini ispatlama külfeti davcıya düşer ki, uyuşmazlığa konu olayda davacı yan bunu ispatlayamamıştır. Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11.6.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy