(743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.5.2001 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.4.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kooperatif, davalılar adına verasette iştirak halinde kayıtlı 13 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde villa yaptıklarını, yağmur sularının dereye ulaştırılması için davalı taşınmazının sınırından boruların geçirilmesi gerektiğini başka seçenekleri olmadığını, belirterek bedeli karşılığı lehlerine mecra tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının asıl amacının döşeyeceği borularla dereye kanalizasyonu akıtmak olduğunu, Urla'nın çok yağmur almadığını, yağmur sularını bir toplama havuzunda toplayarak motopompla dereye akıtabileceklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 668. maddesinde Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu, gaz ve elektrik borularının geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla zararı mucip bulunursa müsaade etmeye mecburdur hükmü ile mecra hakkını düzenlemiştir.
Anılan hükümde düzenlenen mecra hakkı, zorunlu haklardan olup, bu irtifak hakkının tesisi için hak sahibinin zaruret içinde bulunması gerekir. Bu zaruret halini de yasa, mecranın başka yerden geçirilmesinin imkansız olması veya çok fazla zarara mucip bulunması hali olarak belirlemiştir. Başka bir ifadeyle, kendi taşınmazından suyolu, gaz ve elektrik boruları geçirme olanağı olan taşınmaz maliki, bu hakkın kendisine fazla külfet yükleyeceği gerekçesiyle komşu taşınmazdan mecra hakkı tesis edilmesini isteyemez.
Somut olayda, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 23.7.2001 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalıların taşınmazından geçirilecek mecranın yanı sıra, davacıların taşınmazlarına ilişkin paftanın incelenmesinde güney batıda tahliye edilen yüzeysel suları toplayan kanalın bulunduğunu, suların bu kanalın çıkış yerinde yapılacak toplama havuzunda toplanarak pompa ile 55 kotundan başlayan kanallara verilip bu alanın sularının güney batı tarafından tahliye edilmesinin mümkün olduğu da belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda tespit edilen bu duruma göre, davacının yağmur sularını kendi taşınmazının güney batı tarafından tahliye etmesinin mümkün olduğu ve anılan yasa hükmünde belirtilen zorunluluk koşulunun bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy