(743 S. K. m. 650) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.11.2000 ve 12.4.2001 gününde verilen dilekçeler ile temliken tescil ve birleşen davada tescile itiraz istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 20.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen davanın davacısı Emlakbank A.Ş vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 437 parseldeki 700 metrekarelik kısmı davalılardan harici senetle satın alarak bu yere iyiniyetle ev yaptığını, binanın arsadan çok değerli olduğunu ancak davalıların aldıkları kredi karşılığı banka lehine taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini ve kredi borcunun ödenmemesi üzerine taşınmazın satışa çıkarıldığını belirterek, Medeni Kanunun 650. maddesi gereğince dava konusu kesimin 437 sayılı parselden ifrazı ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar vekili, nizalı taşınmazın 1970 yılında davacıya haricen satıldığını beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
Birleşen davada ise davacı banka vekili, davalıların bankaya olan ipotek borçlarının ödenmemesi üzerine yapılan icra takibi sonucu satışa çıkarılan taşınmazın ihalede banka tarafından satın alındığını ve ihalenin kesinleşmesi ile bankanın tapu maliki olduğunu, davalıların bu aşamada davayı kabul etmelerinin iyiniyete dayanmadığını, temliken tescil talebinin kişisel bir hak olup, iyiniyetli 3. kişiye karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, hükmü birleşen dosyadaki davacı banka vekili temyiz etmiştir.
Medeni Kanun'un 650. maddesi uyarınca bir kimse kendi malzemesiyle başkasının arsasının üzerine bina inşa etmesi ve yapılan binanın değeri açıkça arsanın değerinden ziyade olması halinde iyiniyetle inşaatta bulunan malzeme sahibi muhik tazminat karşılığında bina ve arsanın mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir. Ancak, Medeni Kanunun 650. maddesine dayanan temlik istekleri şahsi hak niteliğindedir ve mahkemeden tescil ilamı alınmadan dava konusu taşınmazı tapu kaydına dayanarak iktisap eden kimseye karşı böyle bir hakkın ileri sürülmesi ve böyle bir davanın yürütülmesi olanağı yoktur. Eldeki davada da dava her ne kadar taşınmazı davacıya haricen satan tapu malikleri aleyhine açılmış ise de, 3. kişi olan ve yargılama sırasında tapuya dayanarak tapu maliki olan bankaya karşı temliken tescil isteği ileri sürülemez. Bu aşamada önceki tapu maliki olan davalıların davayı kabul etmeleri de hukuki bir sonuç doğurmaz.
Ancak, HUMK'nun 186. maddesine göre, dava açıldıktan sonra dava konusu taşınmazın bir başkasına devri halinde davacı ya davasını bu 3. kişiye teşmil eder ya da müddeabihi başkasına devreden tarafla arasındaki davayı tazminat davasına çevirir. Mahkeme de dava görülmekte iken taraflardan birinin müddeabihi bir başkasına devir ettiğini öğrenince bunu re'sen gözeterek, diğer tarafa 186. maddedeki iki yoldan hangisini seçtiğini sormalı ve alacağı cevaba göre işlem yapmalıdır. Fakat eldeki davada, istemin niteliği itibariyle kişisel hakka dayanması nedeniyle, yargılama sırasında tapu kaydına dayanarak tapu maliki olan bankaya karşı yukarıda açıklanan nedenlerle temliken tescil isteği ileri sürülemeyeceğinden, bu defa mahkemece, davacının davasını önceki tapu malikleri olan kişilere karşı tazminat davasına dönüştürmek isteyip istemediği sorularak, hasıl olacak duruma göre sonuca gitmek gerekirken, bu husus yerine getirilmeden, sanki devir yokmuş gibi davaya eski hali ile devam edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy