(743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.2.1998 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.2.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 3100 ve 3101 parsel sayılı taşınmazlarının sulanması için davalıya ait 3351 parsel sayılı taşınmazdan mecra hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın konut alanı içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu, gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeye mecburdur....
Mecra irtifakı kurulmasına ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle aşağıdaki hususlar üzerinde durmak gerekmektedir. Şöyle ki;
1- Öncelikle davacının suyolu ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
2- İrtifak hakkının kurulabilmesi için öncelikle çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden bu hak kurulmalıdır.
3- İrtifak hakları, taşınmazların leh ve aleyhine kurulduğundan, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları sağlanmalıdır.
4- Mecra irtifakının bağlanacağı suyolu ya da kaynağı ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlanmalıdır.
5- Suyolunun niteliği suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
6- İrtifak hakkı bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
Somut olayda; davacıya ait 3100 ve 3101 parsel sayılı taşınmazların bahçe vasfı ile tapuda kayıtlı oldukları ve üzerinde meyve ağaçlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacıya ait taşınmazın sulanma ihtiyacı sabittir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler göz önüne alınmak suretiyle tespit edilecek en uygun güzergahtan davacıya ait taşınmazlar lehine mecra irtifakı kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan; yargılama sırasında uygun mecra yeri olarak, dava açılanlar dışında yeni bir taşınmazın belirlenmesi durumunda, bu yeni taşınmaz malikleri hakkında ya usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli ya da usul ekonomisi açısından harcı da verilmek suretiyle aynı davaya dahil edilmeleri sağlanmalıdır.
Eldeki davada; 642 ve 3104 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin harçsız dilekçe ile davaya dahil edilmeleri de ayrıca doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 10.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy