(1086 S. K. m. 237) (3402 S. K. m. 16/B)
Dava: Davacı, Karga pazarı mevkiindeki 116 ada 84 ve 86 parsel sayılı taşınmazların mera olarak özel siciline kaydedildiğini, bu yerlerde kadim yararlanma hakları olduğunu, davalı köyün kadim yararlanma haklarına tecavüzde bulunduğunu, kadastro sırasında bu meraların Porsuk köyü adına tescil edildiğini iddia ederek, 84 ve 86 parsel sayılı meraların Taşkaynak Köyü adına tespit ve tesciline ve yararlanma haklarına vaki müdahalenin menine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, nizalı yerler hakkında Kadastro Mahkemesinin 1996/14-1997/17 sayılı kararı ile kesin hüküm bulunduğunu ve ayrıca Mera Kanununa göre davacı köy muhtarlığının dava açma hakkının olmadığını, davanın esastan ve husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili, Kadastro Mahkemesinin aidiyet konusunda herhangi bir karar vermediğini mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını belirterek temyize getirmiştir.
Karar: Somut olayda, 84 ve 86 parsel sayılı taşınmazların 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesine göre yaylakiye-orta malı olarak 1993 yılında tespiti yapılmıştır. Davacı Taşkaynak Köyü, bu yerlerin kendilerine ait tapulu yerleri olduğundan bahisle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. Bu davaya nizalı taşınmazların mera olduğu iddiası ile Hazine müdahil olarak katılmıştır. Kadastro Mahkemesinin 1996/14 esas sayılı dosyasında yapılan inceleme sonucunda 84 ve 86 parsel sayılı taşınmazların mera olduklarından özel siciline yazılmasına, meranın aidiyeti konusunda Kadastro Mahkemesince karar verilemeyeceğinden bu konuda tarafların Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçerek 14.9.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı köyün istemi, kadim yararlanma hakkına dayalı elatmanın önlenmesidir. Kesinleşen Kadastro Mahkemesinin kararında ise nizalı yerlerin mera olduğu tespit edilmiş ancak aidiyet konusunda bir karar verilmemiştir. H.U.M.K.nun 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün varlığından bahsedebilmek için her iki davada da tarafların, dava konusunun ve hukuki sebebin aynı olması gerekir. Kesinleşen Kadastro Mahkemesindeki dava ile dava dosyamızın tarafları ve dava konusu aynı olmakla birlikte dava sebebi aynı olmadığından kesin hükümden söz edilemez.
Bu durumda maddi anlamda kesin hüküm söz konusu olmadığına göre, davacının nizalı 84 ve 86 parsel sayılı meralarda kadim yararlanma hakkının olup olmadığı hususunun incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bunun içinde, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar huzuruyla keşif yapılarak, dava konusu meralardan kadim yararlanma durumu, taraflardan hangisinin yararlandığı, müşterek yararlanma halinin mevcut olup olmadığı hakkında bilgileri sorularak sözleri gerekçeye dayandırılmalı ve tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 7.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy