(1086 S. K. m. 8/1, 76) (743 S. K. m. 661)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.12.1997 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.5.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, halen boş arsa niteliğinde ve etrafı telle çevrili 35 parselin maliki olduğunu, bu parsele bitişik ve üzerinde bina bulunan 49 parselde de müşterek malik olduğunu, davalının ise komşu 20 ve 21 parsellerin maliki olup, her iki parsel üzerinde de bina bulunduğunu, 21 parsele inşa edilen binada davalının davacıya ait taşınmazlara bakan cephesinde imara aykırı pencereler açıldığını tespit dosyasında nizalı pencerelerin konum ve ebatlarının belirlendiğini, tüm uyarılara rağmen imara aykırı yapılaşmanın sürdüğünü belirterek davalının vaki elatmasının önlenmesini ve imara aykırı pencerelerin kapatılmasını istemiştir.
HUMK.nun 76. maddesi gereğince olayları anlatmak taraflara, hukuki tavsif mahkemeye ait olup, dava niteliği itibariyle komşuluk hukukuna aykırı davranış nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Bu itibarla uyuşmazlığın çözümlenmesinde mahkemenin görüş ve gerekçesinin aksine Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. HUMK.nun 8/1. maddesi hükmüne göre mahkemenin öncelikle müddeabihin dava tarihindeki gerçek değerini tespit ettirerek sonucuna göre görevli olup olmadığını karara bağlaması gerekir. Kamu düzenine ilişkin ve re'sen gözetilmesi gereken bu husus dikkate alınmaksızın davanın esasına dair karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; değer tespiti sonucunda Sulh Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu anlaşıldığı takdirde; uyuşmazlığın komşuluk hukukundan kaynaklandığı, davalının kendi taşınmazının mülkiyet alanına yaptırdığı binanın pencerelerini İmar Mevzuat ve esaslarına uygun düşmeyecek ve davacı taşınmazına bakacak şekilde açtırmış olmasının salt bu nedenle pencerelerin kapatılmasını zorunlu kılmayacağı, imar plan ve mevzuatına aykırılık biçimindeki elatma olayının idareyi ilgilendirdiği, komşuluk hukuku yönünden önlem alınmasının ise Medeni Kanunun 661. ve sonraki maddelerinde öngörülen koşulların oluşmasına bağlı bulunduğu, olayda bu yönüyle ( komşuluk hukuku bakımından ) bir zarara uğranıldığı ileri sürülmediği gibi, önlem alınmasını gerektiren bir zararın da söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekirken, salt imara aykırılıktan söz edilmek suretiyle yazılı şekilde pencerelerin kapatılmasına karar verilmesi de isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy