(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.8.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.3.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, geçit hakkı tesisine ilişkindir. Davacılar tapuda adlarına kayıtlı 979 parsel lehine Hazine adına tarla ve kargir bina vasfı ile kayıtlı 1000 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit kurulmasını istemişlerdir. Mahkemece, davalı parselini ikiye bölecek şekilde davanın kabulüne karar verilmiş, her iki tarafın vekilleri hükmü temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı yasal sebeplere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 671. maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan maddeye göre, bu nitelikteki davalarda geçit istemi bu yolun açılmasında en az zarar gören taşınmaz malikine karşı kullanılmalı, sonuca gidilirken de taraf taşınmazlarının yarar ve zarar dengeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacı saptanırken, taşınmazların niteliği ile ihtiyacın nasıl karşılanacağı, hususu davacı tarafın subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilmelidir. Somut olayda; yukarıda belirtilen ilkelere aykırı olarak, davalı adına tapuda kayıtlı 1000 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit kurulur iken taşınmaz ikiye bölünmek suretiyle ekonomik bütünlüğünün bozulmasına yol açıldığı gibi, üzerinde 31 adet kargir binadan oluşan tatil köyü bulunduğu anlaşılan davacı taşınmazının nihayet bir aracın geçebileceği genişlikte (2,5-3 metre) bir yola ihtiyacı olduğu halde, gerekçe gösterilmeden daha fazla genişlikte ve dava tarihinden önce de kullanılmakta olan mevcut yoldan zemindeki hali ile olduğu gibi geçit tesisine karar verildiği görülmüştür.
Dosya içerisindeki 25.10.2001 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; ... 978 numaralı parselin kuzey sınırından tesis edilecek yolun dava konusu 979 numaralı parsele kadar ulaştırılması düşünüldüğünde arazinin topoğrafik yapısı itibariyle (kot farkının fazla olması, zeminin birdenbire 8-10 metreye varan düşme meydana gelmesi sebebiyle) bu yolun tesisi mümkün olabilirse de yapılan maliyet hesapları neticesinde rantabl olmadığı" belirtilmekte ise de bu konuda bir maliyet hesabı çıkarılmış değildir.
Mahkemece, yukarıda sözü edilen seçenekten veya başka güzergahtan davalı taşınmazı bölünmeksizin geçit kurulma imkanı olup olmadığı araştırılmak gerekirse yeniden keşif yapılmak suretiyle geçite elverişli yolların maliyet hesapları da çıkartılarak en uygun seçenek belirlenerek o yer üzerinden geçit tesisine karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy