(4342 S. K. m. 4, 10)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.12.2000 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi, kal, eski hale getirme tazminatı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 21.9.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı hazine vekili ile davalı İsmail S. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, meraya elatmanın önlenmesi, kal ve eski hale getirme bedelinin tahsili isteminden ibarettir.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiş, hükmü davacı hazine vekili ile davalı İsmail S. temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı İsmail S.nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları ile davacı hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava konusu, Akçapınar Köyü 337 parsel sayılı taşınmazın mera olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Bir kısım davalıların bu taşınmazdaki nizalı kesimleri yüksek sistem bağ olarak kullanmak suretiyle elattıkları sabittir.
Bilindiği üzere meralar kamu mallarından olup, devletin hüküm ve tasarrufu altındadırlar. Dolayısıyla meralar özel mülkiyete konu olamaz, alınıp satılamaz ve amacı dışında kullanılamaz. Mera yerleri üzerinde mandıra, ağıl ve sair binalar yapılamayacağı gibi ağaç dikilerek, bağ bahçe veya tarla haline de getirilemez. Herhangi bir kimse bu yasak tasarruflarda bulunmuş, ağaç dikmiş veya bina yapmış ise, binalar yıkılır ve ağaçlar sökülür.
Davacı hazine meraya elatmanın önlenmesi, eski hale getirme bedelinin tahsili ve bununla birlikte mera parseli üzerinde davalılar tarafından meydana getirilen muhdesatın kalini de istemiş, ne var ki mahkemece kal konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre, davalılar Halil E. ve İsmail S.nın mera parseli üzerindeki nizalı kesimleri yüksek sistem bağ olarak kullandıklarının anlaşılmasına göre, bu davalılar yönünden meydana getirdikleri muhdesatların kaline de karar vermek gerekirken, bu yönde hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı hazine vekilinin yerinde görülen temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy