(1086 S. K. m. 338)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.7.2000 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.3.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 47 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 2 numaralı bağımsız bölümü 2886 sayılı ihale Yasası hükümleri uyarınca yapılan ihale sonucu satın aldığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil, ayrıca bağımsız bölümün geç teslimi ve kullanımının önlenmesi nedeniyle de tazminat isteğinde bulunmuştur.
Davalı, satışın doğru olduğunu, kat irtifakı kurulmadığı için pay tescilini teklif ettiklerini, tapu kaydındaki haciz şerhleri nedeniyle davacı yanın bunu kabul etmediğini, teslim için davacıya tebligatta yaptıklarını ve teslim ettiklerini savunmuştur.
Mahkemece, davaların kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil ve tazminat isteğine ilişkindir.
1- Taraflar arasında dava konusu bağımsız bölümün davacıya satılarak teslim edildiği, bedelin de ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Bu nedenle mahkemenin tapu iptali ve tescil isteğinin kabulünde bir usulsüzlük görülmemiştir.
Ancak; mahkemece iptal ve tescile karar verilirken, 2 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline şeklinde hüküm kurulmuş, anılan bağımsız bölüme ilişkin pay belirlenmemiştir. Verilen bu hükmün, infaz olanağı olmadığı gibi, Hukuk usulü Muhakemeleri Kanununu 338/son maddesinde düzenlenen, tarafların hak ve yükümlülüklerinin açıkça ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde hüküm fıkrasında gösterilmesi gerektiği kuralına da aykırıdır.
10.06.1978 tarihli ve 374 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, yapılacak keşifte dava konusu bağımsız bölümün arsa payı belirlenerek bu payın iptali ile davacı adına tescili gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davacının tazminat istemi ise, taşınmazın geç teslimi ve kullanımının engellenmesi nedenlerine dayanmaktadır.
Bilirkişi raporunda tazminat, teslim tarihinden sonra taşınmazın kullanılamaması nedeniyle uğranılan zarar olarak hesaplanmış ve bu miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak, tutanak ve belgelerden, dava konusu taşınmazın davacıya teslim edildiği anlaşıldığı halde davalı yanın kullanımı ne şekilde engellediğine ilişkin her hangi bir belge ve kanıta rastlanmamıştır. Mahkemece bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadan, taraf kanıtları incelenmeden, soyut bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 24.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy