(4721 S. K. m. 683, 737/1)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 3.7.2002 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.11.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, işlettiği okey ve bilardo salonunun önünde davalının ilan panosunun bulunduğunu, bu panonun salonun görünüm ve havalandırmasını etkilediğini ileri sürerek, panonun kaldırılması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, yargılamaya katılmamış, mahkemece, davacının duvar çiti ile reklam panosu yüksekliğinin hemen hemen aynı hizada olduğu, davalının davacıyı zararlandırma kastı ile hareket ettiğinin de ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683 maddesi, "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen "Komşu hakkı" bölümünde "kullanım biçimi" başlığı altında yer alan 737/1. maddesi "Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür." hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yüklenmiştir. Mülkiyet hakkına getirilen bu kayıtlamalar, malik adına taşınmazı kullanan kişileri de bağlayan kayıtlamalardır.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir.Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Somut olayda, davalının reklam panosunun davacının işlettiği okey ve bilardo salonunun görünüm ve havalandırmasını etkileyerek, müşteri kaybına neden olunduğu ileri sürülmektedir. Bu durumda mahkemece, binaların bahçe duvarlarının hangi nizamda yapılacağını düzenleyen Belediye Tip İmar Yönetmeliğinin 55. maddesi hükmü de nazara alınarak, davacı bahçe duvarının yönetmelik standartlarını aşkın olmaması halinde, kendi kusurlu eylemi olmaksızın, davalı işyerinin reklam panosu nedeniyle zarar görüp görmediği araştırılarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 2.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy