(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.4.2002 gününde verilen ilekçe ile yola elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.12.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı,davalının evine giden yolun önünü kesip, çukur açtığını ileri sürerek, yola elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, kendine ait yeri kullandığını savunmuştur.
Mahkemece, davalının yola elatmasının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, kadastrol yola elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Kamunun kullanımına açık olan genel yollar kadastrol düzene bağlanmış ise, çap kaydının sağlıklı bir şekilde uygulanması uyuşmazlığın çözümünde en önemli unsurdur. Anılan nedenle, tarafların dayandıkları tapu ve çap kayıtları getirtilerek, varsa diğer delilleri de toplandıktan sonra, keşif yapılmalıdır.
Yapılan keşifte, taraflar ve yerel bilirkişi aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ya da taşınmazlar saptanmalı, dayanak tapu ve çap kayıtları uzman bilirkişi veya bilirkişilere varsa nirengi noktalarından, bunlar yoksa paftada ve zeminde mevcut sabit noktalardan yararlanılarak ölçüm yaptırılmalıdır. Bilirkişilere keşfi izlemeye elverişli, varsa elatmayı ve miktarını da gösterir, infazı sağlamaya yeterli kroki ve rapor hazırlattırılarak sonuca gidilmelidir.
Somut olaya gelince; tarafların dayandıkları çap kayıtları getirtilmiş, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda keşif yapılmıştır. Ancak, hükme dayanak yapılan, 1.11.2002 tarihli raporda, davalının kullandığı 68 parsel sayılı taşınmazın yola elatması olmadığı belirtilmiş, ancak, ( A ) harfi ile işaretli çıkmaz yol içerisindeki 8.55 metrekarelik yerin uyuşmazlık konusu yer olduğu belirtildiği halde, bu yerin davacının iddia ettiği gibi davalı kullanımında olup olmadığı saptanmamıştır. Açıklanan nedenle bilirkişi raporu, hüküm vermeye yeterli nitelikte bulunmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporunda gösterilen ( A ) harfi ile işaretli yere davalının elatmasının bulunup bulunmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 2.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy