(2981 S. K. m. 10, 18, Geç. m. 2) (3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.12.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.4.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Hazinenin müşterek paydaşı olduğu, 3118 ada 14 parsel numaralı taşınmaza inşa ettiği gecekondu sebebiyle 27.6.1985 tarihinde tapu tahsis belgesi verildiği, taşınmaz bedelini ödediğini belirterek, Hazine adına kayıtlı olan 159/297 payın iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu'nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması gerekir.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Somut olayda; davacının tescil isteğinin dayanağını oluşturan tapu tahsis belgesi hukuken geçerliliğini korumakta olup, davacıya 3118 ada 14 parselin 245.50 metrekarelik kısmı tahsis edilmiştir. Dava konusu yer, ıslah-imar uygulaması sonucunda davalı Hazine ve dava dışı Ahmet adına paylı olarak tescil edilmiştir. Tapunun beyanlar hanesine binanın davacı Ali Sarı'ya ait olduğu şerh verilmiştir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile; davacının, tahsis bedeli olarak belirlenen 147.300. Tl.den 95.048 TL.yi ödediği, ödenmiş olan bedelin komisyonca benimsenen metrekare birim fiyatına göre tescili istenilen 159 metrekarelik kısmın bedelini karşıladığı gerekçesi ile davacının bedele ilişkin olarak borcu bulunmadığı belirtilmiş ve mahkemece de bu husus kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan kanıtlara, yapılan yargılamaya ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; davacının tescil isteğinin kabulü için adına tahsis edilen ve komisyonca arsa bedeli olarak belirlenen tahsis bedelinin tamamının ödenmiş olması gereklidir.
Bedelin hiç ödenmediği veya eksik ödendiği hallerde 2981/3290 sayılı Kanunun 18/b ve geçici 2.madde uyarınca işlem yapılması ve dava konusu yerin dava tarihindeki değerinin depo ettirilmesi gerekir.
Belirtilen nedenle mahkemece, 147.300 Tl. olarak belirlenen arsa bedelinden ödenmeyen miktarın saptanarak bunun dava tarihindeki değerinin tespiti ile bu bedelin depo edilmesi halinde tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy