(743 S. K. m. 644, 655)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.11.2001 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun'un 655. maddesi gereğince temliken tescil isteğine ilişkindir.
Medeni Kanun'un 644/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 655. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki bitkiler arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bitki sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:
1- Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu taşınmaz üzerine, kalıcı bağımlı ve devamlılık niteliği taşıyan fidan dikilmiş olmalıdır.
2- Anılan maddede, fidan sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, fidan sahibi ve onun külli halefleri tarafından, fidanlar dikilip yetiştirilirken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
3- Fidan dikenin (taşınmazı bağ ya da bahçe haline getirenin) iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (sübjektif koşul)
4- Dikilenler, zeminden açıkça daha fazla değer taşımalıdır. (objektif koşul)
5- Dikilen şeylerin üzerinde bulunduğu arazi parçası, davalıya ait taşınmazın bir kısmı üzerinde kalıyorsa, bu yerin ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.
6- İptale konu olacak zemin bedelinin, arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında: Davacı kadastro çalışmaları sırasında, dikmiş olduğu 21 adet ceviz ağacının yer aldığı taşınmaz bölümünün, kendisi adına tespit gören 214 sayılı parsel yerine 193 sayılı parselde davalı Hazine adına tespit gördüğünü, ceviz ağaçlarının değerinin kapladığı taşınmazın değerinden fazla olduğunu söyleyerek, temliken tescil olmadığı takdirde muhdesatın kendisine ait olduğunun beyanlar hanesine şerhini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Somut olayda; 193 parsel sayılı davalı taşınmazının Kadastro Mahkemesinin 13.5.1994 tarih 1994/10-235 sayılı kesinleşen kararıyla Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Medeni Kanunun 655. maddesi gereğince temliken tescil isteğinin kabulü için gereken ve yukarıda anılan koşullardan 3 numaralı bendde belirtilen, sübjektif koşulun davacı lehine gerçekleşmediği gözetilmeyerek, yazılı olduğu şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy