(1086 S. K. m. 8/2-3)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 7.2.2002 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.1.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı elatmanın önlenmesi istemidir.
Zilyetliğin korunması davası ile zilyet, zilyetliğinin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini ileri sürerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan ayni ( nesnel ) veya şahsi ( kişisel ) bir hakka dayandığı takdirde dava bir hak davası niteliğini kazanır.
Somut olayda; davacıların, Hazine arazisi üzerine yaptıkları yapı ve idare tarafından verilen tapu tahsis belgesi ile ilgilerinin sadece zilyetlikten ibaret olduğu ileri sürülemez. Ayrıca davacıların dayandıkları tapu tahsis belgesi ve malik olduklarını ileri sürdükleri yapı ile zilyetlikten başka ilgilerinin olmadığını kabul etmek memleket gerçeklerine aykırı düşer. Çünkü tapu tahsis belgeleri bazı koşulların gerçekleşmesi halinde sahiplerine mülkiyet isteme hakkı verir. Y.H.G.K.nun 6.10.1993 gün 1993/14-423 esas 1993/561 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hazine'ye ait taşınmazda bina yapan veya tapu tahsis belgesi olan zilyetlerin arsa maliki Hazine'den başka kişiler aleyhine açtıkları davalar H.U.M.K.nun 8/2-3 maddesinde yazılı zilyetliğin korunması davası değil, bir hak davasıdır.
Somut olaydaki iddia bir hak zilyetliği olduğundan ve bu tür davalarda görevli mahkeme dava konusu şeyin dava tarihindeki değerine göre belirleneceğinden; dava dilekçesinde dava konusu yerin değeri de 4.008.000.000 Tl. olarak belirtildiğinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy