(818 S. K. m. 23)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.11.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında muris adı tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 5.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, miras bırakana ait ismin düzeltilmesi isteminden ibarettir.
Mahkemece, vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından bu davadaki feragatinin hataya dayalı olduğu nedeniyle temyiz edilmiştir.
Bir davada taraflar; tasarruf ilkesinin doğal sonucu olarak, dava konusu üzerinde, ayrıkları dışında, serbestçe tasarrufta bulunma haklarına sahiptirler. Bu hak nedeniyle açtıkları bir davaya son vermeleri de mümkündür. Bu da üç şekilde olabilir ki; bunlar: Feragat, Kabul ve Sulh'tür.
Kural olarak feragattan dönülemez; ancak davacının, feragatinin bir maddi hukuk işlemi olması bakımından Borçlar Kanunun 23.ve devamı maddeleri uyarınca hata, hile ve ikraha dayalı olduğunu ileri sürmesi imkan dahilindedir.
Bu hususu bir iptal davası, yani feragatin feshi davası olarak açabileceği gibi, davacı aynı dava içinde de feragatinin; hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunu savunabilir. Bir başka anlatımla ayrıca dava açma zorunluluğu yoktur. ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.baskı, Cilt:IV, Sayfa: 3645 vd. )
Somut olaya bu ilkeler ışığında bakıldığında: Davacının dava dilekçesi ile Sulh Hukuk Mahkemesinde bir şahıs aleyhine açtığı tazminat davası sırasında getirtilen tapu kayıtlarından murisinin aslında "Emir" olan isminin tapuda "Timur" olarak yanlış yazılı olduğunu anlaması üzerine eldeki davayı açtığı; temyiz dilekçesinde ise; C Ç, isimli bir şahıs aleyhine açtığı bir başka davasından feragat ettiği inancıyla, aslında bu davasına devam etmeyi amaçlarken, hataen feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Dosya içindeki 21.5.2002 tarihli tespit bilirkişisi raporu da davacının bu beyanlarını doğrular niteliktedir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı tarafından Cimşit isimli bir şahıs aleyhine açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılarak, böyle bir davanın varlığının saptanması halinde, feragat amacının hataen eldeki bu davaya ilişkin olduğunun kabulü ile, davaya devam edilerek sonuçlandırılması gerekir. Açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, peşin olarak yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 4.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy