(1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.9.2000 tarihinde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.6.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
HUMK. nun 73. maddesi uyarınca, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Yargılamanın tarafların huzuru ile yürütülmesi genel ilke olmakla birlikte, hukuk yargılamasında, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve kanuna uygun şekilde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri sebebiyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu sebeple tebliğ ile ilgili 7201 s. Tebligat Yasası ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Yasa ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Bu sebeple de, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
4829 s. yasayla değişik 7201 s. Tebligat Yasasının 35. maddesi ise, adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebligatın eski adrese yapılacağı bir örneğininde kapısına asılacağı ve asılma tarihinin de tebliğ tarihi sayılacağı hükmünü getirmiştir.
Somut olayda; davalı aleyhine açılan satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasına ait davetiye sözleşmedeki adrese çıkarılmış, bu adresten ayrıldığı anlaşılınca zabıta aracılığıyla ve tapu sicil müdürlüğünden adres araştırması yapılmış ve saptanan adrese tebligat çıkartılmıştır. Çıkartılan ilk tebligat, böyle bir adresin mevcut olmadığı yazılarak iade edilmiş, daha sonra aynı adrese 35. madde hükmü uyarınca tebligat çıkartılarak, yargılamaya devamla hüküm kurulmuştur.
Yukarıda da açıklandığı gibi, tarafın adresi tespit edilemezse bilinen son adrese 35. madde uyarınca tebligat çıkartılması gerektiği durumda mahkemece mevcut olmayan adrese usulsüz tebligat yapılarak ve usulünce taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek sonuca gidilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 03.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy