(1086 S. K. m. 73, 178, 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.4.2003 gününde verilen dilekçe ile tescil veya faydalı masrafların tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 8.4.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, izale-i şuyu satış memurluğu tarafından satışa çıkarılan 630 parsel sayılı taşınmazda B harfi ile gösterilen kısmın kendisi tarafından yapıldığından adına tesciline bu mümkün olmazsa faydalı masrafların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, taraflara tebligat yapmadan evrak üzerinde davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
H.U.M.K.hükümleri uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerinde yazılı yargılama usulü geçerli olup, hakim iki tarafı da dinlemeden ( m.73 ) hüküm veremez. 178.madde de belirtilen şekilde düzenlenen dava dilekçesi ile dava açıldıktan sonra, bu dilekçenin bir nüshası davalıya tebliğe gönderilir. Tebliğ ile kendisine karşı bir dava açıldığını öğrenen davalı savunmasını bildirir cevap dilekçesini mahkemeye verir. Dava dilekçesiyle birlikte taraflara duruşma tarihi bildirilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra H.U.M.K.nun 213 ve devamı maddeleri uyarınca yargılama yapılarak, tarafların iddia ve savunmaları ve bunları ispat için gösterecekleri deliller toplanarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, taraf teşkili sağlanıp duruşma açılmadan usul hükümlerine aykırı olarak evrak üzerinde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy