(4721 S. K. m. 747) (743 S. K. m. 671)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.11.1996 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine bozma ilamına da uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.4.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun uyarınca, bir davanın açıldığı tarihteki koşullara göre irdeleneceği kuşkusuzdur. Bu nedenle de, geçit hakkı davalarında geçit bedelinin dava tarihine göre belirlenmesi genel kuraldır. Ancak, bir davanın yıllarca sürdüğü olgusu karşısında, geçit davalarında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin egemen olduğu da gözetildiğinde, geçit için öngörülen tam bedelin, dava tarihine göre saptanması mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağdur edilmesine yol açabilir. Kaldı ki, davacı yanın yargılamayı uzatmaya yönelik tutum içerisine girmesine de neden olabilir.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle, geçit bedeli saptanırken, dava tarihindeki değer üzerinden hesaplama yapılması, hüküm tarihi nazara alınarak, dava tarihi ile hüküm arasında taşınmaz değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek bir sürenin geçmesi halinde ise, yeniden değer tespiti ile bu bedelinde hükümden önce depo ettirilmesi gerekmektedir. Böylece fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda, davacının hakkın kötüye kullanılması sonucu doğuracak davranışlarının da önüne geçilmiş olacaktır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı taşınmazı yararına, usulünce saptanan uygun üzergahtan geçit hakkı kurulmuştur. Ancak, geçit bedeli 25.10.2001 tarihli keşifte belirlenen değer üzerinden takdir edilmiş, ayrıca bedel de depo ettirilmemiştir. Mahkemece, öncelikle 25.10.2001 tarihinden sonra, aleyhine geçit kurulan taşınmazın değerinde artışın meydana gelip gelmediğinin saptanması, değer artısı olmuş ise buna göre belirlenecek değer depo ettirilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 15.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy