(4721 S. K. m. 744) (743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.8.1992 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi, meni müdahale ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.9.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar karşı davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun'un 668.) üncü maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca, her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla suyolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
Somut olaya gelince;
Bilirkişi İsmail Gümüşkaya tarafından düzenlenen krokiden 216 (eski 14397p) parsel üzerinde bulunan yerin su kaynağı değil su deposu olduğu, jeoloji ve inşaat mühendislerinin verdikleri rapordan ise davacı kooperatifin bu yeri gerçekten su kaynağı olarak kullanmadığı, su ihtiyacını kooperatif arsasına yakın bir yerde ve krokide su kuyusu olarak işaretlenen mahalden karşılandığı anlaşılmaktadır. Yine bilirkişiler davacı kooperatifin kendi sanırları içerisinde uygun bir alanda ayaklı bir depo veya betonarme biriktirme havuzu yapabileceğini saptamıştır. Görülüyor ki; davacı kooperatifin krokide kırmızı ile işaretlenen güzergahla ilgili bir mecra ihtiyacı bulunmamaktadır. Böyle olunca mahkemece davanın reddi yerine istemin hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle tüm davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harçlarının yatırana iadesine, 10.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy