(1086 S. K. m. 445)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.12.1997 tarihinde verilen dilekçe ile iade-i muhakeme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.4.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine ile K... Çoğlu vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılması istenen mahkeme hükmü İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.2.1996 tarih ve 1992/253 Esas, 1996/98 Karar s. hükmüdür. Dava dosyası ve eklerinin incelenmesinden, dosya davalılarına dava dilekçesinin ilan suretiyle tebliğ edildiği ve davalılar adına katılan olmadığından yargılamanın yokluklarında yürütülerek hükmün de yokluklarında verildiği, hüküm tebliği işlemlerinin de dava dilekçesi tebliğinde ön görülen yol izlenmek suretiyle yapıldığı anlaşılmıştır. Yargılamanın yenilenmesini isteyen davalılar, kendilerine ilişkin ikamet adreslerinin 1992/253 Esas s. dosya davacısı K... Çoğlu tarafından bilinmesine rağmen mahkeme yanıltılmak suretiyle ilan yolu ile tebligatı yaptırdıkları ve bu yanıltma tavrının HUMK. nun 445. maddesinin 1/7. fıkrasına uyduğunu belirterek mahkeme hükmünün kendilerini bağlamayacağını ileri sürmüşler ve sonuçta bu hükmün ortadan kaldırılmasını istemişlerdir.
Gerçekten de Kadir Çoğlu tarafından ölünceye kadar bakma akdine dayalı olarak açılan 1992/253 s. dava dosyasının derdest olduğu sırada İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1990/34 Esas sayısı ile açılmış ve 1994 yılında sonuçlandığı anlaşılan nizalı taşınmaz hakkında bir men-i müdahale davası mevcut olup, dosya davacıları eldeki davada yargılamanın yenilenmesini isteyen Abdullah Reşat ve arkadaşları olup davada davalı safında da K... Çoğlu yer almaktadır. Yargılamanın yenilenmesini isteyenlerin müdahil sıfatı ile katıldıkları o davada vekille temsil edildikleri ve dosyasına sundukları vekaletnamelerinde de ikamet adreslerinin gösterildiği görülmüştür. Şu hale göre K... Çoğlu huzuru ile devam eden o davada eldeki davanın davalılarına ilişkin adreslerin K... tarafından bilinemez ve belirlenemez olduğunu kabule imkan yoktur. 1992/253 Esas s. dava açıldığında davalıların adresleri bilinemez olsa bile hüküm verilmeden önce bilinir hale geldiğine göre en azından 12.2.1996 tarihinde verilen nihai kararın bilinen bu adreslere tebliğ edilmesi gerekirdi. Hüküm tebliğinin ilan yolu seçilmek suretiyle yerine getirilmiş olması yukarda açıklanan sebeple kanuna aykırıdır. Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi istemini kabul etmesi bu sebeple doğrudur.
Ne var ki; bu safhadan sonra yargılamanın yenilenmesini isteyenlerin esasa ait savunmaları hakkında mahkemeye sundukları deliller ve bu bapta dinlettikleri tanık beyanları ölünceye kadar bakma akdinin hükmen yerine getirilmesi istemine ait davanın reddine yeterli görülmemiştir.
Şöyle ki; yargılamanın yenilenmesini isteyen kişilerin ölünceye kadar bakım alacaklısına, bakım borçlusu tarafından bakılmadığı iddiası hakkındaki savunma delilleri 12.7.1999 ve 18.10.1999 tarihli oturumda dinlenen tanıkların ifadesinden ibarettir. Bu oturumlarda dinlenen tanıklardan Seniha; bakım borçlusuna bakım alacaklısının bakmadığını açıklamış ise de, sair tanıklar Mustafa Büyük ve Aynur Koyusoy'un görgüye dayalı bilgileri olmadığı, yalnızca duyguya dayalı beyanda bulundukları anlaşılmıştır. Dava da tanık delili yalnızca bu üç tanığın ifadesinden ibaret değildir. 1992/253 Esas s. davada yapılan yargılamada, bakım borçlusunun ölümünden dört yıl sonra 14.12.1992 tarihli oturumda dinlenen tanık M... N...Tükeltürk 1338 doğumlu olup 1988'de öldüğü anlaşılan bakım alacaklısı ile de yaşıttır. (Bakım alacaklısı 1334 doğumludur). Bu tanık beyanında; K... Çoğlu tarafından aralıksız bir biçimde bakım alacaklısı Zehra'ya bakıldığını, son 5-6 yılında bizzat K... Çoğlu hanesine getirilmek suretiyle bakımının sürdürüldüğünü, sağlık sorunlarıyla da yakından ilgilendiğini, bir vefa borcunun edası amacıyla ölünceye kadar bakma akdinin yapıldığını, hatta sözleşme sırasında omuzunun kırık olması sebebiyle imza atamaz halde bulunduğunu dahi açıklamıştır. Aynı oturumda dinlenen ve bakım alacaklısı yaşıtı olduğu anlaşılan tanık Ö...F...dahi az yukarda beyanı özetlenen tanık M... N... beyanı doğrultusunda beyanda bulunmuştur. Yine 23.2.1993 tarihli oturumda dinlenen tanık Zahine, tanık İsmail ve Tanık Saffet dahi benzer açıklamalarıyla gerçek bir bakım ve gözetim hizmetinin yapıldığını açıklamışlardır.
Yukarıda beyanları özetlenen tanıkların, davacı ile çıkar ilişkisi içinde olduğu kanıtlanamadığına göre bunların beyanına değer verilmesi gerekirdi.
Açıklanan nedenlerle; yargılamanın yenilenmesi suretiyle ortadan kaldırılması istenen hüküm gerekçesi ve vardığı sonuç itibariyle doğru olup yargılamanın iadesi davasının reddine karar verilecek yerde hukuka uygun düşmeyen gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Kadir Çoğlu'nun temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 30.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)