(743 S. K. m. 671) (4721 S. K. m. 747, 748)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.3.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.2.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Davacı adına kayıtlı 144 parsel numaralı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını belirterek 138, 140 ve 142 parsel numaralı taşınmazlardan geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar 138 ve 140 parselin geçit için uygun olmadığı, Hazine vekili ise 138 parselden ifrazen oluşan 437 parselin Çukurova A.Ş. tarafından direk yeri olarak kamulaştırıldığı, taşınmazın kamu hizmetine tahsisli olduğu gerekçeleri ile davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 144 parsel lehine 140, 142 ve 437 numaralı parseller aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Az yukarıda da açıklandığı üzere geçit hakkı taşınmazların leh ve aleyhine kurulduğundan leh ve aleyhine geçit hakkı kurulan taşınmaz maliklerinin davada usulünce yer alması gereklidir. Mahkemece Hazine adına kayıtlı olup, ÇEAŞ lehine irtifak hakkı bulunan 437 parselden de geçit hakkı kurulmuş ise de Hazine dahili dava dilekçesi ile davaya katılmış olup bu husus usul hükümlerine uygun değildir.
Belirtilen nedenle mahkemece 437 parsel maliki olan Hazinenin, ya harçlandırılmış dahili dava dilekçesi ile ya da usulünce açılacak davanın eldeki dava ile birleştirilmesi yolu ile davada yer alması sağlanmalıdır. Bu husus gözetilmeksizin davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş olup hüküm bozulmalıdır.
Kabule göre de;
Davanın niteliği gereğince mahkeme istemle bağlı kalmaksızın, lehine geçit istenilen taşınmazın paftasına göre tüm seçenekleri uzman bilirkişi aracılığı ile belirlemek ve yukarıdaki ilkeler doğrultusunda en uygun yerden geçit hakkı kurulmalıdır. Eldeki davada, dosyaya gelen tapu kayıtlarına göre 437 parsel numaralı taşınmaz 57 metrekare olduğu halde bu taşınmaz aleyhine 312 metrekarelik miktar üzerinden geçit hakkı kurulmuştur. Ayrıca bu parselde direk yeri olarak ÇEAŞ lehine irtifak hakkı bulunmaktadır. Bu hususa bilirkişi raporlarında da değinilmemiş, verilen geçidin irtifak hakkının kullanılmasına engel oluşturup oluşturmadığı tartışılmamıştır.
Yine yukarıda açıklandığı üzere belirlenen geçit bedeli hükümden önce mahkeme veznesine depo edilmemiş olup tüm bu hususların gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy