(7201 S. K. m. 28)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.7.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil ve senet iptali istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.12.2003 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı Müzeyyen Gürsoy ve Selahattin Öztürk vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 7.12.2004 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar Selahattin Öztürk vd. vekili Av. Bünyamin Öztürk ile karşı taraftan davacılar Tahsin Özer vd. vekili Av. Bendal Celil Ezman geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün temlik alınması nedeniyle kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı arsa malikleri Müzeyyen Gürsoy ile Selahattin Öztürk vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Davalılar hükmün esasına ilişkin bir dizi temyiz itirazlarının yanı sıra yönteme ilişkin olarak da; dava açılırken davalı gösterilen kendilerinin oturmakta oldukları adreslerine dava dilekçesinin tebliği gerekirken bu yolda hiçbir araştırma yapılmadan, diğer davalı Yılmaz İnşaat Turizm Pazarlama A.Ş'nin adresi kendi adresleri olarak gösterilmek suretiyle bu adrese tebligatın yapıldığını ve sonraki tüm tebligatların da bu yanlış temel üzerine kurulu yol izlenerek nihayet tebliğ işinin ilanen yapılmak suretiyle kendilerinden habersiz bir yargılamanın bitirilmiş bulunduğunu bildirerek hükmün kendilerini bağlamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ve 7201 Sayılı Tebligat Kanununun dava ve tebliğ ile ilgili hükümleri, tebliğ işlemlerinin yanların bilinen en son oturdukları yer adreslerine yapılacağına amirdir.
Somut olayda; davalılar Müzeyyen ve Selahattin'in oturdukları adresleri dava dilekçesinde yer almayıp diğer davalı Anonim Şirketin işyeri adresi bu kişilerin de adresi imiş gibi gösterilerek kamu düzeni ile ilgili az yukarıda işaret edilen kural gözardı edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı Selahattin'in adresinin Gönül Sokak 6/11 olduğu anlaşılmasına rağmen bu adres dahi tebliğ işlemlerinde nazara alınmamıştır. İlanen tebligat, tüm tebliğ yöntemlerinin tüketilmesi ve uygun adres tedarik edilemeyen hallerde başvurulacak tebliğ yöntemidir. Davanın açılmasından sonuçlanmasına dek yürütülen usulü işlemlerin tümü kamu düzeni ile ilgili olup mahkemelerin düzen bozucu taraf hareketlerine meydan vermemesi gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın bu konuda kendisine düşen özeni yerine getirdiğinden söz etmek mümkün değildir. Tebliğ yöntemine uyulmayarak davalıların her hangi bir yanıltıcı hareketleri olmadığı halde yanlış adrese yapılan tebliğler ile davalı yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını da tümden ortadan kaldırmış bulunduğundan usul ve yasaya aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı yanın esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 375.000.000 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Müzeyyen Gürsoy ve Selahattin Öztürk'e verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 07.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy