(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.7.2002 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 19.7.2004 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.1.2004 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı köy muhtarı ve vekili Av. A. Özkaya ile karşı taraf davalı köy muhtarı ve vekili Av. N. Cirit geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi.
Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeğe yeterli değildir. Davacı köy, hudutları dava dilekçesinde yazılı olan yaylaya davalı köy halkının ve tüzel kişiliğinin müdahale ederek kendi intifalarına engel olduğunu ileri sürerek üstün haklarına yapılan elatmanın önlenmesini istemiş, delil olarak da 1310 tarihinde temyiz dairesince onandığı anlaşılan Erzincan Şer'i Mahkemesinin 5 Rebi'ü'l-evvel 1296 tarihli şer'i ilamına , tanık ve bilirkişi sözlerine dayanmıştır.
Yerelinde keşif yapılmış, idari mahkemece belirtilen yaşlı bilirkişiler arasından kur'a ile belirlenen M. Demirci yerel bilirkişi olarak dinlenmiştir. Adı geçen kişiye şer'i ilam okunmak suretiyle kapsadığı alan sorulmuş ise de, ilamda davaya konu edildiği anlaşılan nizalı yerin hudutlarından bir kaçını gösterebilmiş ise de diğer hudutlar hakkında bilgisinin bulunmadığını bildirmiş ve bu eksik bilgisine rağmen şer'i ilamın nizalı yere uymadığını da söyleyebilmiştir.
Şer'i ilamın tam metni tedarik edilememiş is ede, ilamın 5 Rebi'ü'l-evvel 1296 tarihli olduğu ve Erzincan Şer'i Mahkemesince verildiği anlaşılmaktadır. İlamın uygunluğunu ortaya koyan temyiz mahkemesinin 20 zilka'de 1310 tarihli onamına ilişkin belge örneğinden, şer'i ilama dair uyuşmazlığın yayla intifaına ilişkin olduğu ve onama ilamında bu yayla yerinin hudutlarının da tam olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. İlamın içeriğinden; hudutları şer'i ilam ve temyiz mahkemesi kararında gösterilen yayla yerinin M. ve U. ahalisine ait olduğu belirlenmiştir. M. Köyünün eldeki davada davacı safında yer alan G. Köyü olduğunda bir uyuşmazlık yoktur. Her ne kadar 1296 tarihli ilamda eldeki davada davalı gösterilen İ. Köyü taraf değil ve ilam kesin hüküm biçiminde İ. Köyünü bağlamaz ise de, 1296 tarihinde davacı G. Köyünün ilam kapsamında U. yerleşkesi ile birlikte mutasarrıf olduğunu belirleyen güçlü bir delildir. Bu nedenle keşif tarihinde bölgeyi kapsayan geniş bir harita elde bulundurulmadığından harita üzerinde ilama kapsam tayin edilememiş ise de; davacı köy tarafından temyiz aşamasında, tedarik edildiği anlaşılan geniş kapsamlı haritalarında varlığı anlaşılmaktadır. Mahallinde yeniden keşif icrasıyla yöreyi iyi bilen bir yerel bilirkişi temin edilerek tedarik edilecek kapsamlı haritalar üzerinde bildirdiği yerler işaretlenmek suretiyle ilamın kapsadığı yer kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Mahkemece nizalı yayla yerinin davacı köy tüzel kişiliği tarafından tasarruf edildiğini bildiren bir kısım tanık sözlerine neden itibar edilmediği de açıklanmadan sadece takdiri delil niteliğindeki bir kısım yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına bağlı kalınarak savunmaya üstünlük tanımak suretiyle davanın reddi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 400 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy