(1086 S. K. m. 38) (4721 S. K. m. 9) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.6.1989 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.3.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı kayyım vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 5.6.1980 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılmış tescil istemine ilişkindir. Mahkemece Oranıye Istavrıdır ve Vılalmini Paskalıdız hakkındaki davaları kabul edilmiş, hükmü bu kişilere kayyım olarak atanan Hazine temyiz etmiştir.
HUMK.da davaya ehliyet hakkında özel bir düzenleme yapılmamış, anılan yasanın 38.maddesi davaya ehliyetin Medeni Kanun hükümleriyle tayin edileceğini öngörmüştür. Türk Medeni Kanununun 9.maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimseler kendi fiilleri ile hak edinebilir ve borç altına girebilir. Bu hüküm uyarınca şayet davalılar fiil ehliyetine sahip ise davada bizzat veya vekil marifeti ile temsil edilmesi gerekir. Davalı gösterilen fiil ehliyetine sahip kişilerin tebligat adresinin bilinememesi durumunda o kişiye nasıl tebligat yapılacağı ise 7201 sayılı Tebligat Yasasında gösterilmiştir. Özellikle bu yasanın 35.maddesi hükmünce daha önce tebligat yapılmamış olsa bile taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adreslere tebliği ne biçimde yapılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olaydaki 5.6.1980 günlü sözleşme resmi merci olan noter huzurunda düzenlendiğinden davalılara yapılacak tebliğ işleminde bu hükmün gözetilmesi ve uygulanması zorunludur. Diğer taraftan bu sözleşmede davalıların nüfusa kayıtlı olduğu yerler yazılı bulunmaktadır. Sağlıklı taraf teşkili için Nüfus Müdürlüğünden de davalıların adreslerinin araştırılması, savunma hakkının kısıtlanmaması açısından önem kazanmaktadır. Bunun dışında 4.5.1978 tarihli ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davalıların davanın açılmasından önce öldüğünün saptanması halinde davanın reddi, şayet dava tarihinden sonra ölmüşlerse mirasçılarının davaya katılmaları sağlanarak davanın yürütülmesi gerekeceğinden bu araştırmanın yapılmasında zorunluluk vardır. Yoksa taraf teşkilinin yöntemine uygun sağlandığı söylenemez. Karar öncelikle açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy