(4342 S. K. Geç. m. 3)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.3.2004 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.7.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Kural, tebligatın tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde doğrudan kendisine yapılmasıdır. Ancak, kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunamazsa tebligat kendisi ile birlikte oturan aile efradına da yapılabilir. Somut olayda, davalı Atatürk Bulvarı Aydın Apartmanı 63 numarada A girişte, tebligatın yapıldığı kardeşi Nurten Özdil ise aynı yer 50 numaralı B girişte ikamet etmektedir. Başka bir anlatımla kendisine tebligat yapılacak şahısla tebligat yapılan şahıs aynı çatı altında oturmamaktadır. Tebligat yapılan şahıs davalının aile efradından da değildir. Davalıya yapılan tebligat yöntemine uygun olmadığından mahkemenin davalının temyiz istemini süre yönünden reddeden 1.11.2005 günlü kararı kanuna aykırı olmakla anılan kararın bozularak kaldırılmasına karar verilip davalının temyiz itirazlarının tetkiki gerekmiştir.
Uyuşmazlık konusu 229 ada 2 parsel s. taşınmaz, öncesi dava dışı Helvadere Belediye Tüzel Kişiliğinin mer'ası olan 608 parsel s. taşınmazdan gelmektedir. Davalı bu taşınmazı 19.12.1996 gününde belediyeden satın almıştır. Dosya kapsamından taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı, imar planının 1.1.2003 gününden önce 11.10.1996 gününde kesinleştiği de görülmektedir.
4342 s. Mer'a Kanununda geçici 3. maddesinde 5334 s. kanunla değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle Hazine adına tescili gereken ve 1.1.2003 gününden önce kesinleşen imar planları içerisindeki yerleşim yeri olarak işgal edilen taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır. Değişik bir anlatımla söylemek gerekirse dava konusu taşınmazın belediye adına tescili halinde hazine bedel talep edemeyecektir.
Nitekim belediye adına tescil bedelsiz yapılmıştır. Davalı ise kanuna uygun yöntemle belediye adına tescil edilen dava konusu taşınmazı ona bedel ödemek suretiyle satın almıştır. Davalının davacı hazineye ayrıca bedel ödemesi gerekmeyeceğinden mahkemece davalıya bedel ödemek üzere mehil verilmesi ve bunun sonucunda da bedel ödenmediğinden söz edilerek davanın kabul edilmesi yersizdir. Gerek dava konusu taşınmazın belediye adına tescil işlemleri ve gerekse belediyenin gerçek kişiye satışı kanuna uygun işlemlerle yapıldığından yolsuz tescilden de söz edilemez. Açıklanan bu sebeplerle davanın reddi yerine yazılı bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 28.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy