(1086 S. K. m. 388, 389) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 22.1.2004 tarihinde verilen dilekçe ile men'i müdahale, tazminat, eski hale iade istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.3.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı ve müdahil vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, müdahalenin men'i, eski hale getirme ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar, davalının genel yola ve maliki oldukları taşınmazlar sınırına taş yığmak, genel yol üzerine zeytin ağaçları dikerek kullanmak suretiyle müdahalede bulunduğunu, kendilerine ilişkin bir adet zeytin ağacını kesmek ve bir adet zeytin ağacının meyvesini toplamak suretiyle zarar verdiğini bildirerek, taşınmazlarına ve genel yola müdahalenin men'ini, genel yolun eski hale getirilmesini ve verilen zararın tazminini istemişlerdir.
Davaya müdahil olarak katılan Hazine, davalının genel yola müdahalesinin men'ini istemiş, davalı davanın reddini dilemiştir.
Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ile müdahil davacı Hazine temyiz etmiştir.
29.11.2004 günlü bilirkişi raporunda, davacılara ilişkin taşınmazlar ile genel yolun zemindeki yer ve sınırları, genel yolun davalı tarafından zeytin ağacı dikmek suretiyle fiilen kullanılan bölümü, davacılar taşınmazları sınırında ve genel yol üzerinde taş dökülen yerler gösterilmiş, davacılara ilişkin kesilen ve ürünü toplanan zeytin ağaçlarından davacıların uğradığı zarar hesaplanmıştır.
1- Davalının davacılara ilişkin 1494 ve 1495 parsel s. taşınmazların doğu sınırı ile genel yol üzerine taş yığdığı ve genel yolun bir kısmını zeytin ağaçları dikmek suretiyle kullandığı davalının kısmı kabulü, bilirkişi raporu, tanık beyanı ve bütün dosya kapsamı ile sabittir. Bu durum yerel mahkemenin de kabulündedir.
HUMK. nun 388 nci maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar gösterilmiş, 389 uncu maddesinde ise verilen kararlarda iki tarafa yüklenen hak ve borçların açıkça yazılması gereğine işaret edilmiştir. Kanunun bu hükmünün amacı ileri de hükmün infazı aşamasında yanlar arasında çıkabilecek bazı uyuşmazlıkların önüne geçmektir.
Somut olayda dava konusu 1494 ve 1495 parsellerin davalının müdahalesinin men'i ile 29.4.2004 günlü bilirkişi raporuna ekli krokide sarı ve mavi renkle gösterilen dava konusu yerin ve taşınmaz sınırlarının davalı tarafından eski hale getirilmesine biçiminde hüküm kurularak HUMK. nun 388/son ve 389 uncu maddeleri gözardı edilerek infazda tereddüte yol açacak biçimde karar verilmiştir.
Bu noksanlık usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, bütün talepler dikkate alınarak usulün 388/son ve 389 uncu maddeleri gereği infazda tereddüte yer bırakmayacak biçimde hüküm kurmak olmalıdır.
Sonuç: Müdahil davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, davalının bütün temyiz itirazlarının reddine, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 13.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy