(4342 S. K. m. 4, 14, Geç. m. 3)
Dava: Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 27.6.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.5.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, mera olarak tespit edilen taşınmazın daha sonra belediye adına özel mülk olarak tescilinin yapılarak üçüncü kişilere satıldığı ve öncesi mera olan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasıyla açılan tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılma istemine ilişkindir.
4342 sayılı Mera Kanununun 4. madde 3. fıkrasında, meraların özel mülkiyete konu olamayacakları, amacı dışında kullanılamayacakları ve zamanaşımına tabi olmadıkları, sınırlarının daraltılamayacağı, 14. maddesinde ise, tahsis amacı değiştirilmedikçe meralardan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı belirtilerek tahsis amacının nasıl değiştirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Ancak 7.6.2004 tarih ve 5178 sayılı yasayla 4342 sayılı Mera Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3.madde ile de;
Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı, teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili Belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ibka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir. hükmü getirilmiştir.
Anılan hükümde, öncesi mera olan ancak belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan, 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planlarında yerleşim yeri olarak tespit edilen, mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün bulunmayan alanlarda tahsis amacının değiştirileceği ve gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilmiş taşınmazların belli bir bedelin ödenmesi halinde bu kişilere devredileceği öngörüldüğünden, 5178 sayılı Yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunu'na eklenen geçici 3. maddesi aynı konuda derdest olan davalara da uygulanmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu taşınmaz tapulama tespitleri sırasında mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planında yerleşim alanı olarak belirlenmiş ve belediye adına tarla olarak tescil edildikten sonra ifraz edilerek üçüncü kişilere satılmış, üzerinde resmi ve özel binalar inşa edilerek yeni bir yerleşim alanı oluşmuştur. 5178 sayılı yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunu'na eklenen geçici 3. maddede belirtilen hususlar nizalı yer hakkında da gerçekleştiğinden, bu hüküm uyarınca gereğinin mahkemece düşünülmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; karar ve ilam harcının sadece zemin bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken zemin ve muhtesat bedeli toplam üzerinden fazla harca hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalıların yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy