(1086 S. K. m. 7, 27)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.06.2001 gününde verilen dilekçe ile şahsi hakka dayalı tapu iptali, tescil ve yeniden düzenlenecek arsa paylarının tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; kısmen görevsizliğe ve kısmen tescil istemine ilişkin davanın reddine dair verilen 12.11.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davada üzerine inşaat yapılan binadan kısmen taşınmaz mal satış vaadi kısmen de harici satın almaya dayanılarak fiilen 9+ 1 çekme kat olarak inşa edilen ancak tapuda zemin +6 kat için kat irtifakı kurulmuş yapıdaki mevcut kat irtifakı değiştirilerek sonradan ilave edilen bağımsız bölümlerin arsa paylarının saptanması ve bu arsa paylarının tescili istenmiştir.
Mahkemece, mülkiyetin tescili isteği ile açılan davada müddeabih sulh hukuk mahkemesinin görevini aştığından mahkemenin görevsizliğine, 2981 Sayılı Kanunun 16. maddesine dayanılarak dava açılabilmesi için de kat irtifakı ya da bağımsız bölüm maliki olunması koşulu arandığından bu istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda sözü edildiği üzere dava kısmen taşınmaz mal satış vaadi kısmen de arsa sahibinden harici satın alma sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası, kısaca söylemek gerekirse mülkiyet aktarımını gerektiren bir eda davasıdır. Mahkemece, doğru olarak saptandığı gibi davanın açıldığı tarih itibariyle bu davanın değer itibariyle sulh mahkemesinde görülme olanağı yoktur. Öte yandan, eda hükmünü içeren her talebin bir tespit hükmünü gerektireceği de kuşkusuzdur. Dolayısı ile mahkemenin aynı dava içinde görülmesi zorunlu tespit için görevsiz, eda talebi için görevli olduğu düşünülemez.
Mahkemece ortada şahsi hakka dayalı ve çözümü genel hükümlere göre bir üst mahkemenin görevinde olan eda davası "mülkiyet aktarım istemi" olduğu gözetilerek dava dilekçesinin görev noktasından reddi yerine iki ayrı talep ve dava varmışçasına istem bölünerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy