(4721 S. K. m. 744) (743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.7.2001 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.11.2002 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 5.7.2005 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili Av. Nilgün Ata geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun'un 668.) üncü maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca, her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla suyolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 1 parsel numaralı taşınmaz üzerine kurulan soda dolum tesisinin elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla davalılar adına kayıtlı olan parsellerden mecra hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalı, davacının elektrik direği dikerek, yol geçirerek yapmış olduğu müdahalenin yasal olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, enerji hattının geçtiği taşınmazlardaki direk alanları ile bu direkler arasındaki havai hat üzerinden irtifak hakkı kurulmasına karar verilmiş, hüküm 1703, 1712 ve 1741 parsellerin maliki olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu gibi yukarıda içeriği açıklanan ilke ve esaslara da uygun değildir. Lehine mecra hakkı kurulması istenilen 1 parsel numaralı taşınmaz davacı tarafından Kristal Kola A.Ş'ne 5 yıl süreli bir sözleşme ile kiralanmıştır. Anılan şirket bu taşınmazda soda dolum tesisi inşa etmiş, enerji gereksinimini temin etmek için TEDAŞ tarafından onaylanan projeye göre enerji nakil hattını kurmuş, olup açılan dava ile de bu hatta uygun olarak irtifak hakkı kurulması isteğinde bulunulmuştur.
Yukarıda da açıklandığı üzere, mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması, bu davaların özünü komşuluk hukuku ilkesine dayandırmasından kaynaklanmaktadır. Belirtilen nedenle; kullanım biçimine göre mecra ihtiyacı bulunan 1 parsel numaralı taşınmazın çevresinde bulunan tüm taşınmazlar dikkate alınarak ve uzman bilirkişilerce yerinde yapılan keşif ile en uygun irtifak güzergahının belirlenmesi yerine böyle bir araştırmanın ürünü olmayan ve TEDAŞ tarafından onaylandığı projeye göre hükümden önce tesis edilmiş bulunan enerji nakil hattına uygun hüküm tesisi yerinde görülmemiş, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de;
Hüküm altına alınan irtifak hakkının, yükümlü taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozacak şekilde de tesis edilmiş olması, aleyhine hüküm kurulan 1712 ve 1741 parsel numaralı taşınmazların askeri güvenlik bölgesinde kaldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine rağmen kurulacak irtifak hakkı yönünden herhangi bir engel oluşturup oluşturmadığının araştırılmaması, niteliği gereği yargılama harç ve giderlerinin mecra hakkı isteyen davacı üzerinde bırakılması yerine davalılardan tahsiline karar verilmesi ve yine davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi istemin nedenine göre bir başka deyişle taşınmazda 5 yıl süreli kira sözleşmesi nedeniyle mecra hakkı tesisi istenmesine göre irtifak hakkının da bu süre ile sınırlı olarak tesis edilip edilmeyeceğinin hükümde tartışılmaması da yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 400 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Vakıflar Genel Müdürlüğüne verilmesine, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy