(1086 S. K. m. 434) (818 S. K. m. 22) (4721 S. K. m. 701, 706, 716) (1512 s. K.m. 89)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.2.2005 gün ve 2004/6827-2005/933 sayılı ilamıyla süresinde olmayan temyiz isteminin reddine karar verilmişti. Süresi içinde davalı M. A. tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
21.4.2004 tarihli mahkeme kararının bir kısım davalılarca temyizi üzerine 15.2.2005 günlü Dairemiz kararında, karar düzeltme talebinde bulunan davalı M. A. 'nın temyiz dilekçesi 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra temyiz edildiğinden bahisle red edilmiştir.
Ancak davalı M.'nin, karar tebliğe çıkmadan 5.5.2004 tarihinde temyiz süre tutum dilekçesi, kararın 14.5.2004 tarihinde tebliğinden sonra 31.5.2004 tarihinde temyiz dilekçesini verdiği, aynı tarihte temyiz defterine kaydedildiği ve bilahare harcında yatırıldığı görüldüğünden HUMK.nun 434/2 ve 25.1.1985 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereği, temyiz dilekçesinin yasal süresinde verildiği anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 2004/6827 esas, 2005/933 Karar sayılı ve 15.2.2005 tarihli kararı kaldırılarak davalının temyiz talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanununun 213.maddesi ile Türk Medeni Kanunun 706 (önceki M.K. 634) ve Noterlik Kanununun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yükleyen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki M.K. 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için, sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine (TM K. m. 701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklardan birinin ortaklık dışı bir kişiye satış vaadinde bulunması halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte ortaklığın çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığı düşünülemez.
Somut olayda; dava konusu 1463 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 pay sahibi olan O. A. 'nın mirasçıları bulunan davalılar annesi A. ve davalılar M., S., C., T. ve M. murisleri O.'dan diğer vereseli meyanında kendilerine irsen ve teselsülen intikal eden miras hisselerini davacıya satmayı vaat etmişlerdir.
1463 parsel ifraz ile 2023 ve 2024 parsellere ayrılmış 2023 parsel kamulaştırılmış, 2024 parsel ise 1/2 O. A., 1/2 Y. Y. adına tescil edilmiştir. Sözleşmeye konu pay, tapu kaydına göre elbirliği mülkiyet rejimine tabidir. Satış vaadi sözleşmesi elbirliği rejimine tabi paydaşlar arasında değildir. Davacı elbirliği rejimine tabi paydaş olmadığından az yukarıda değinildiği üzere, anılan sözleşmeye dayanılarak tescil talebinde bulunmaz. Elbirliği (iştirak) mülkiyetine konu bir taşınmazda ortaklık dışında üçüncü. kişiye yapılan satış vaadi sözleşmesi bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. İfa olanağı paylı mülkiyete geçirildiği anda doğacağından bu aşamada tescil isteminin kabulü doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 15.2.2005 tarih 2004/6827-2005/933 sayılı kararının KALDIRILMASINA ve hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 25.4.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy